Bizim Çayımızın Başı Kel mi?

Herhalde hemen hepiniz yeşil çayın siyaha oranla çok daha sağlıklı olduğunu düşünüyorsunuz. O nedenle Türk ya da Rize çayını kiloyla alırken, yeşil çayı 2 gramlık poşetlerde alıyorsunuz değil mi? Neden çünkü pahalı… Hele Japon filan olursa rakam daha da yükseliyor.

Oysa yeşil çay daha az işlem görüyor. Çayı siyahlaştırmak için ısıl işlemden geçirmek gerekiyor, fermentasyon filan… Isıl işlem deyince bence aklınıza 2+2 mevzu gelmeli… Birincisi zeytinyağı… Evet “gerçek sızma” ya da kaldıysa “taş baskı” zeytinyağı ısıl işlem görmeden üretilir ya da öyle olması gerekir. Bizim ülkemizde değil ama, usulü söylüyorum yanlış anlamayın. Bizde zeytinyağı diye aldığınız yağın içinde gerçekten zeytinden elde edilmiş bir şeyler varsa yatın kalkın şükredin halinize. İşini iyi yapan firmalara değil sözüm, ama böyle deyince de kimse “ayranım ekşi” demiyor, “ben iyi firmayım”. Neyse uzatmayayım. Zeytinyağının ısıl işlem görmeden elde edileni makbul efendim… Unutmayınız. Peki nasıl ayıracaksınız? İşiniz zor, hatta bulursanız size zahmet bana da alıveriniz. Demek kötü bir ısıl işlemden bahsediyorum.

Her iki çay da çay bitkisi yapraklarından elde ediliyor ve kurutuluyor… Sonra yeşil çay Çin işi ve Japon işi buharla ve kurutma işlemi ile muamele görüyor… Siyah çay ise ısıl işleme maruz bırakılıyor… İçindeki fitokimyasallar okside oluyor…

2+2’nin ikincisi sucuk mevzuu. Asırlar sonra da olsa bakanlık iyi kötü bir düzenleme yaptı. Şimdi sucukların üzerinde ısıl işlem görmüştür yazıyor. Onlar daha ucuz, çünkü doğal yollardan fermente edilmiyorlar. Hiç olmazsa ne yediğimizi biliyoruz. Ama gücünüz yetiyorsa tabii fermente sucuk alınız, yiyiniz… Demek sucukta da ısıl işlemi pek tercih etmiyoruz.

Peki ısıl işlem hep kötü mü? Yani bir şeyi ısıtarak, iç ısısını artırarak üretmek, evirip çevirip farklı bir forma dönüştürmek? Tabii ki hayır. Tüm toptancı yaklaşımlara hayır.

İki çayı karşılaştırmak hem doğru hem yanlış. Hangisi seviyorsanız afiyetle tüketiniz. Yalnız çocuklar ve yaşlılar biraz dikkat etse iyi olur. Çünkü demir emilimini etkiliyor ve uykuya olumsuz etki yapıyor. 

Daha önce yazmıştım; domates… Evet bildiğiniz domates adamakıllı ısıl işleme maruz kalıp salça olduğunda sağlığınıza katkısı epeyce bir artıyor. Dileyenler likopen bahsine bir göz atabilirler.

İkincisi, yani 2+2’nin en sonuncusu; siyah çay. Evet, çay yaprakları alınır, bir güzel ısıl fermentasyona tabi tutulur, buyurun size siyah çay. İçindeki fitokimyasallar ısıl işlemden etkilenir ve yeşilden siyaha dönerler. Sanki yanmış gibi değil mi? Çünkü genelde siyaha pek alışkın değiliz. Ama azıcık düşünürsek aklımıza hemencecik çörekotu gelebilir. Zira çörekotunun ölüm ve yaşlanmadan başka her şeye iyi geldiğine dair peygamber sözü vardır.

Bir sinir sistemi uyarıcısı olan kafeinin asıl kaynağı hepimizin malumu kahve. Sonra bizim siyah çayımız geliyor. Yeşil çayda kafein miktarı daha az… 

Hep şuna inanmışımdır; Tanrı’nın ilmini, kudretini ya da sırlarını yarattığı bazı şeylerde gizlemeyi tercih ettiğini… Bir kum tanesinde Tanrı’yı görebilmek herhalde bir gül goncasında görebilmekten daha zor olmalı. Evet işte ben o zaman şöyle düşünüyorum; “Tanrı bu kum tanesi basitliğine gerçekten birkaç sır koymuş olabilir, ama herkes bulmasın istiyor.” Neyse konuyu dağıtmayayım. Bir kirazda yaratıcısını görmek bence bir çörekotundan daha kolay. İşte ondan dolayı bize göre basit, göz ardı edilebilen, ucuz, sıradan şeyler Tanrı’ya göre öyle olmayabilir ve hazinelerinin kapıları oralardan açılabilir. Ben bilim için konuşuyorum, başka alanlar için de böyle midir bilmiyorum.

Gerçekten vakti zamanında biz de çörekotu ile ilgili bir çalışma yapmıştık ve çörekotu pankreas hücrelerini toksik bir kimyasaldan korumuştu. Neyse siyah çaya iltifat edeceğim diye lafı pek bir dolandırdım.

Çay yeşilden siyaha dönünce içindeki kateşinler azalıyor… Bunlar son derece yararlı fitokimyasallar… Ayrıca başka bazıları da hemen hiç kalmıyor çünkü okside oluyor. Ancak siyah çayda da bol miktarda yeni fitokimyasallar ortaya çıkıyor. Bunlar da yabana atılmamalı…

Domates gibi ısıl işlem görünce kötü olmak yerine daha iyi olan gıda maddelerin den bir tanesi de çay… Yeşilken siyah olunca içindeki fitokimyasallar değişiyor ancak fonksiyonlarında bir azalma olmuyor. O nedenle canınız hangi çayı içmek istiyorsa onu içiniz…

Çay sağlıklı bir içecek… İlla daha sağlıklı diye yeşil çay içmenize gerek yok. Ancak Rize’de radyasyonun etkisi ne alemde ben bilmiyorum, zaten devlet de bilmiyor… Çernobil patladığında değerli bir bakanımız “Çayımız sağlıklı bakın ben içiyorum” demişti… Ancak bu son derece bilimsel (!) yaklaşım bir anlam ifade etmiyor elbette…

Yazı uzadığı için izninizle bu konu ısıl işlem görmüş gıdalarla ilgiliymiş gibi olsun. Ben ikinci yazıda siyah çayla ilgili başka bir konuyu yazayım.

Views All Time
Views All Time
107
Views Today
Views Today
5
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

1 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*