Doku Onarımı, Yağ Transferi ve Sorunlar

Bir şeyin reklamını yapmak ayrı, onu gerçekleştiriyor olmak ayrıdır değil mi? Rejeneratif tıp yani hasarlanmış bir doku veya organın tamiri konusu son yirmi yıldır epey revaçta… Kök hücreler büyük bir heyecan oluşturdu, yapay organ çalışmaları geleceğe ışık tuttu. Konunun önderlerinden Anthony Atala önce yapay mesane ile sahne aldı. Kim bilir kaç yıl uğraştı; kendisiyle görüşme fırsatımız olmuştu. Tevazuun zirvesinde bir insan; pek bizim alıştığımız tiplere benzemiyor. Doğrusu gerçek bilim insanı olup da burnu yukarıda kimse tanımadığımı söyleyebilirim. Bunun tersi de bilim adamlığı tarama testi; eğer bir akademisyenin burnu yukarıdaysa ilmi aşağıda demektir. İkisi aynı anda olmuyor pek…

Neyse Anthony Atala daha sonraları yapay böbrek çalışmaları ile devam etti yoluna… Ne yaptığını merak ederseniz kısa videoyu (1), Türkçe altyazılı TED konuşmasını (2) nolu referanstan izleyebilirsiniz. Bu arada Perulu olduğunu söylemeliyim, öyle hop diye gelmemiş bu noktaya. İnsan garip bir canlı; iyilikte de kötülükte de at başı… Hayaller ve gerçekler konusunda da öyle. En doğrusu şu sanırım; hayal kurunca Paris gibi olmalı ama Bitlis gerçeğini de görmezden gelmemeli… Sonra Bitlis’den çıkıp yola Paris’e varmalı, olmadı o yolda olmalı…

Melekler Şehri filminin unutulmaz kardiyovasküler cerrahı Dr. Maggie Rice (Meg Ryan)’ın 30 yıllık değişimi. Tüm cerrahi ve estetik müdahalelere rağmen yaşlanma ve yer çekimi galip gelmiş…

İşin reklamı Paris gibi olsa da gerçeği daha çok Bitlis gibi çünkü. Şimdi her yerde görüyorsunuz, yağ transferi çok meşhur. Yaşlanmış ve yağ yastıkları azalmış bir yüze karın veya basen bölgesinden alınan yağları enjekte ederek kişinin yüzünü gerçekten 10-20 yıl geriye götürebilmek mümkün. Ancak bu Paris oluyor, bir de işin gerçek Bitlis yanı var: Transfer ettiğiniz yağlar tutmuyor, ölüyor (nekroz) ve bu oran hiç de azımsanacak gibi değil. Başarısızlık ve kayıp oranları %20-90 arasında değişiyor (3). Hele bir de fazla yağ transfer etmişseniz iş daha da çıkmaza giriyor. Doku kanlanamıyor, yağ hücreleri dokuya tutunamıyor vs (4). Yani bir taraftan yapay organ yapmaya çalışırken (Paris) bir taraftan böyle bir sorun yaşıyoruz (Bitlis).

İnsan fani bir canlı; her şey onu toprağa doğru çekiyor… İşte yüz de yer çekimi etkisiyle yıllar içerisinde aşağı sarkıyor. Elastikiyetini kaybediyor ve yağ yatakları eriyor. Bunu geri döndürmek için yağ transferi en iyi yollardan bir tanesi… 

Otolog yani kişinin kendi yağı olduğu için sorunların büyük kısmını azaltan bu yöntemin geliştirilmesi ve yağ hücrelerinin yaşayabilirliğinin artırılması için yapılacak her çalışma büyük önem taşıyor. Şimdi size bunlardan bir tanesini anlatmaya çalışacağım.

Çalışmada kullanılan aletler; a) Negatif basınç için bir vakum aleti, şimdilerde hacamat için kullanılanlara çok benziyor, b) Negatif basınç düzeneği, c) Sırtına basınç uygulanan ve uygulanmayan bölgeleri işaretlenmiş bir domuz (5).

İnsana yakınlığından dolayı çalışmada domuz (merak etmeyin evrimsel anlamda değil, metabolik anlamda) tercih edilmiş. Domuzların sırtında çapı 3.5 cm olan alanlar tespit edilip belirli sürelerle negatif basınç (vakum) uygulanmış. Daha sonra da vakum yapılan ve yapılmayan deri bilimsel olarak incelenmiş.

Şeklin solunda yazan C harfleri İngilizce Control (Kontrol) demek. Yani o bölgelere hiçbir uygulama yapılmamış. Sağda bir saat 20 uygulamanın (1H-20) sonuçları en üstte görülüyor. Daha sonra sırasıyla 3 saat 10 seans ve 3 saat 20 seans. Kanlanma artışına dikkat ediniz, bu aynı zamanda dokuda yeni damarlar oluşmuş demek. En alttaki uygulamada deri biraz kıvrılmış yani 3 saat 20 seans fazla gelmiş. Bu çalışmanın sonuçlarına göre 3’er saatlik toplam on seans oldukça iyi sonuçlar vermiş. Araştırmacılar ayrıca vakumlanan bölgede ciddi kıllanma artışı fark etmişler.

Sonuçta belirli aralık ve sürelerle vakum uygulanan deride hem damarlanmanın (dolayısıyla kanlanmanın) hem de hücre bölünmesinin çok daha iyi olduğu ortaya konmuş (5). Vakumun yara iyileşmesinde yararlı etkileri olduğu zaten biliniyordu (6). Şimdi yağ transferinde de vakumun ciddi yararları ortaya konmuş durumda…

Konumuzu dağıtmadan heyecan verici iki bilgiyi de paylaşarak yazımızı bitirelim. Kişinin yağ dokusundan alınan ve transfer edilecek yağ hücrelerini güzelce santrifüj ettikten sonra ne tür bir sıvı içine koyacağımız önemli; bu sıvı da ne uzakta ne de elde etmesi zor… Evet artık tanıdık bir sıvı bu; plazma… İster plateletten zengin (PRP) ister plateletten fakir (PPP). Yağ hücrelerini besliyor ve yeni yerlerinde yani yüzde, saçlı deride onlara iyi bir hoş geldiniz altyapısı oluşturuyor (7).

Tam 60 yıl sonra aynı pozu veren bir kadındaki değişim… Bakışlar aynı belki ancak yer çekimi ve yaşlanma güzelliğini almış götürmüş. Şimdi o eski günlerine dönemese de yağ transferi ile kendini daha iyi hissedebilir. 

İkinci heyecan verici bilgi bizim yaptığımız işlerle daha yakından ilgili. Negatif basınç yani vakum deride tüylenmeyi artırıyor; evet çalışmanın fotolarında da belirgin olduğu gibi kanlanması artan, biraz da kalınlaşan doku aynı zamanda tüylerini de daha iyi besliyor. Kellik tedavisine uyarlanabilir ve sonuçları daha iyi hale getirebilir gibi görülüyor.

 

  1. https://www.youtube.com
  2. https://www.ted.com
  3. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  4. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  5. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  6. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  7. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
Views All Time
Views All Time
178
Views Today
Views Today
1
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*