En İyi Saç Çıkaran İlaç Hangisi?

Bir önceki yazımızı şöyle bitirmiştik;

Minoxidil olmazsa olmazımızdı. Saçı döken asıl hormon olan Dihidrotestosteronun miktarını 5 alfa redüktaz enzimini bloke ederek düşürmemiz gerekiyordu. Bu fonksiyon için bazen saça sürülen solüsyonun içine bir madde konabilir ya da kişinin durumuna ve hormon profiline göre ağızdan takviye yapılabilir demiştik. Dahası bazı bitkisel kaynaklardan da faydalanılabileceğini söylemiştik (1).

 

Testosteron (T) vücudumuzun pek çok yerinde kıl çırarırken saçta bunun tam tersini yapıyor. Ancak asıl etkili olan Dihidrotestosteron (DHT). DHT, 5 alfa-redüktaz enzimi aracılığı ile T’den üretiliyor. İşte bu enzimi durdurursak saç daha az dökülüyor, daha kolay çıkıyor. Vücuttaki Testosteron miktarı azalmıyor, cinsel fonksiyonlar sadece %1 hastada etkileniyor. Enzimi durduran bazı bitkisel kaynaklar da var. Buna yazıda değinmiştik. 

 

Hücrelerin enerji santrali olan mitokondrilerin enerji üretimini artırmamız da gerekiyordu. Bunun için literatürde bazı maddeler önerilmiş, örneğin bir tanesi L-Carnitine; sporcular iyi bilir bu maddeyi. Ne kadar işe yarar bilmiyorum. Tabii mitokondrilerin enerji düzeylerini yükseltince serbest oksijen radikali miktarı da artıyordu. Bu artan oksijen ve nitrojen radikallerinin seviyesinin de iyi bir antioksidanla düşürülmesi (radikallerin süpürülmesi) gerekiyordu. Bu iş için E ve C vitamini kullanılabilirse de bunların kendi radikalleşme potansiyellerinin yüksekliğinden dolayı başka bir antioksidan (hem antioksidan hem antiinflamatuar hem de kendisi radikalleşmeyen…) seçmemiz gerekiyordu. Eğer üründe bu özelliklere sahip bir antioksidan yoksa, E ve C vitaminine yardımcı olan alfa-lipoik asit (thioctic asit) gibi bir yardımcı olabilir (2).

Vücutta fazla üretilen serbest oksijen radikalleri “Oksidatif Stres” denen olumsuz bir duruma neden olurlar ve pek çok hastalığın oluşumunda rol alırlar. Buradan sakın tüm serbest radikaller zararlıdır, hepsinin kökü kurutulmalıdır gibi bir yanlış algıya kapılmayın. Her zaman olduğu gibi denge önemli ve az miktarda radikale vücudumuzun ihtiyacı var. 

Bir de olursa olmazımız vardı, bu da neredeyse her saç ürününe giren etil alkoldü. Biz etil alkolü deriyi inceltmesi, en üst tabakayı eritmesi ve kaşıntı, deride pullanma, kızarıklık yapması gibi nedenlerle istemiyorduk. Gerçi etil alkol çok problem çözüyor; örneğin minoxidil solüsyonda daha kolay çözünüyor, solüsyonda mikrop üremisine engel oluyor ve deriye penetrasyonu artırıyor ama bunlar yan etkilerinin yanında sönük özellikler kalıyor. Çünkü bu işleri yaptırabileceğimiz başka epey madde var.

Kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Minoxidilin etkinliğini artırmak için iki ana yardımcıya ihtiyacımız var.

Birincisi iyi bir taşıyıcı molekül; bu molekül deri bariyerini geçmeli ve minoxidilin saç kılı (şaftı) boyunca saç köküne inmesini kolaylaştırmalı. Piyasada çok az ürünün içerisinde böyle bir madde var. Bu işi iyi yapan maddelerden bir tanesi dexpanthenol… Diğerleri bize biraz daha yabancı capryl-caproyl macrogol 8-glyceride (Labrasol), and cineole (3). Bu tür maddelere İngilizce Penetration enhancer-containing vesicles (PEVs) yani deriye nüfuz etmeyi artırıcı madde içeren kürecikler deniyor.

İkincisi  bu saç ürününün içerisinde deriyi ıslak tutacak bir maddenin bulunması gerekiyor. Çünkü minoxidil eğer derinin üst tabakası nemli ise daha iyi ve kolay emiliyor. Demek ki ürünün içerisinde suyu deri üzerinde tutacak ve buharlaşmayı geciktirecek bir madde olması gerekiyor (4).

Minoxidil bahsini burada kapatalım yoksa bu hamur daha çok su götürür.

Ben bu zamana kadar piyasadaki hiçbir saç ürününde görmedim ancak önemli bir nokta da şudur ki, kafa derisini ultraviyoleden korumak gerekiyor. Aksi takdirde yeni por oluşumu (bir kıl kökünden yüzeye saç çıkması için gerekli delik) zorlaşıyor. Saçsız deri (kel olan bölgeler) çoraklaşıyor ve yeni saçları desteklemiyor. Bunu da not edelim.

Serbest radikal oluşumunda etkili faktörlerin bazısı burada sıralanmış durumda. Çoğu tanıdık; güneş ışınlarının yani ultraviyolenin (UV) de listede olduğuna dikkat ediniz. UV ayrıca yeni por oluşumunu da engelleyebilir. O nedenle saç ürününde UV koruyucu olmasında yarar var. Yanda en meşhur antioksidanları görüyorsunuz. 

Her ne kadar saç kökü kendisine kanı getiren damarından beslense de, bazı maddelerin topikal solüsyon aracılığıyla verilmesi yararlı olabilir. Bunların arasında bazı vitaminler, mineraller ve yardımcı faktörler olabilir. Ancak bunların ilacın etkinliğini artıracağına dair pek veri yok elimizde… En iyisi bu tür eksiklikleri tespit edip ağız yolu ile tamamlamak gibi görünüyor. Bu konuda önceki yazılara bakabilirsiniz; demir, çinko, selenyum ve vitamin eksikliklerinin tamamlanması, hormonal durumdaki olumsuzlukların mutlaka gözden geçirilmesi gerekiyor.

Saçın biyolojik döngüsüne baktığımızda gece aktif olduğunu görüyoruz. Diğer tüm sistemler gibi saç kökü hücreleri de gece bakım, onarım ve temizlik yaparlar. Bu bakım onarım sırasında vücudun salgıladığı bazı maddelere ihtiyaç duyarlar ve bunları kandan alırlar. Ancak bizim yaşadığımız çevre çok bozulduğu için saç da bazı olumsuz ortamlara maruz kalmaktadır.

Serbest radikal oluşumunu artıran temel çevresel faktörler: Hava kirliliği, ultraviyole, gıdaların içerisindeki ek maddeler ve böcek öldürücüler, sağlıksız gıdalar ve sigara baş rolde…

 

Bunların başında gece uzun süre aydınlığa, televizyon ve bilgisayar ekranına maruz kalma, elektromanyetik kirlilik, hava kirliliği, sigara gibi modern (!) yaşamın kaçınılmaz gerçekleri gelmektedir. Bu tür kaçınılamaz çevresel faktörlerin olumsuz etkilerinin azaltılması ve saça içinde sağlıklı bir uykunun da olduğu “biyolojik ya da fizyolojik gece” ortamının sağlanması büyük önem arz etmektedir. İşte bu konu tüm saç ürünlerinin ortak eksiğidir ve halen yapılması gerekenleri bilen çok az sayıda araştırmacı vardır. Dolayısıyla saç çıkardığı iddia edilen bir ürünün bir kozmetik firmasından çıkmasını beklemek biraz hayalcilik olacaktır.

Bu temel noktaları göz önüne alan bir formülasyon, bir iki ufak ekleme ile ideal, fizyolojik, saçın dilinden anlayan bir ürün olarak karşımızda duruyor olacaktır.

 

 

  1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  2. https://www.hindawi.com
  3. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  4. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
Views All Time
Views All Time
3859
Views Today
Views Today
23
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?