Endokrin Bozucular ve Erkek Üreme Sistemi

Endokrin bozucular genellikle kadınların sağlığı ile ilişkilendirilir. Zira aklımıza gelen ilk endokrin bozucular fitoöstrojenlerdir. Yani bitkisel kaynaklı östrojenik etki gösteren bazı maddeler. Bu maddeler sayesinde genç kızlarımız annelerinden daha erken ergenliğe giriyorlar, göğüsleri, cinsel organları daha erken yaşlarda olgunlaşıyor ve menarş (ilk regl kanaması) öne çekiliyor. Ancak bunlardan daha önemlisi kızlarımız çok erken ve hızlı kıllanıyorlar (pubarş). Bunların büyük kısmı endokrin bozucuların marifeti ve ne yazık ki bilinenden, tahmin edilenden daha büyük sorunlara neden oluyor (1,2).

Genç kızların hoşuna gitse de erken göğüs gelişmesinin altında fitoöstrojen maruziyeti gibi oldukça düşündürücü mekanizmalar yatıyor. 

Erkekler için durum biraz daha karmaşık görünüyor. Zira erkek üremi sistemi, sperm sayısı ve kalitesi ile endokrin bozucular arasındaki ilişki oldukça yeni sayılabilecek bir konu (3). Tartışmalar 1992 yılında ortaya atılan bir iddiadan sonra alevlenmiş durumda (4).

Ancak tartışmaları ilginç kılan sadece endokrin bozucuların sperm kalitesini bozduğu ve sayısını azalttığı noktasında kalmadı. Annenin henüz çocuğuna hamile iken ve emzirme döneminde maruz kaldığı bazı endokrin bozucular erkek evladının gelecekteki sperm kalite ve sayısını etkilediği de ortaya çıktı ki üzerinde çok durulması gereken bir konu (5).

Bunların çoğu annelerimizin ve anne adaylarımızın maruz kaldığı bir kısmı kozmetik kimyasallar. En çok dikkat ettikleri zamanda bile bunlara maruz kalıyorlar. Biberonlardaki bisfenol A maddesi sadece buzdağının görünün kısmı. Herkesin dikkatli olması gerekiyor. Bunu bir başka yazıda ele alacağız. Şimdi erkek ergenlere odaklanalım.

Östrojen kirliliği yaygın ve ciddiye alınması gereken bir sorun… Kaynaklarından bir tanesi de o çok sevdiğimiz ve baş tacı ettiğimiz kozmetikler. En iyileri ile en kötüleri ya da ucuzları ile pahalıları arasında pek bir fark yok efendim. 

Endokrin bozucular erkek üreme sistemini hem genetik hem de epigenetik mekanizmalar üzerinden etkiliyor. Sayı ve kalite düşüyor (6). En üzücü olanı bu maruziyet anne karnında iken başlıyor, bisfenol A gibi maddelerle bebeklik çağında devam ediyor, daha sonrasında yediklerimiz, kullandığımız kozmetikler vs. ile hayat boyu devam ediyor. Üreme çağındaki maruziyet infertilite oranlarına yansıyor. Saç da bu süreçten çok etkileniyor. O nedenle erkek tipi saç dökülmesinin her geçen yıl daha da erken görülecek olması bir kehanet değil, bilimsel öngörü (7)…

Genç erkeklerde fitoöstrojen maruziyetlerinin önemli bir göstergesi, artan jinekomasti vakaları…

Bu duruma ağırlıklı olarak endokrin bozucular özelde ise “östrojen kirliliği” yani gıda ve su döngüsündeki bozunmayan fitoöstrojenler neden oluyor (8). Östrojen kirliliği hipotezi oldukça tutarlı görülüyor ve özellikle üreme çağındaki erkekleri etkiliyor. Siz organik beslendiğinizi, sağlıklı tercihler yaptığınızı düşünüyorsunuz ancak sonuçlar bunlarla örtüşmüyor.

Epigenetik mekanizmalar yani DNA metilasyonu ve Histon asetilasyonları insan vücudunun tüm sistemlerini etkilediği gibi üreme sistemini de etkiliyor. Endokrin bozucular bu konuda da oldukça etkin. Epigenetik mekanizmaları bozarak “erken yaşlanma”ya neden oluyor, bu durum özelde “erken cinsel yaşlanma” yani henüz üreme çağının başında olan kişilerde bile sperm sayısı ve kalitesini 50’li yaşlara uyumlu hale getiriyor. Sonra insanlar karakovan balı gibi kısmen makul çözümlerden, abuk, hiçbir bilimsel veriye dayanmayan, kocakarı ilacı bile denemeyecek, gergedan boynuzu tozu, köpek balığı kıkırdağı ekstresi gibi ticari tuzaklara kapılıyorlar.

Çok önemli bir çalışmanın verileri yukarıda görülüyor. Endokrin bozucuların farklı konsantrasyonlarına maruz kalmış spermlerin hali… Maruziyet konsantrasyonu arttıkça (kırmızı en çok) kalite düşüyor, sayı azalıyor…

Bu da çok su götüren hamurlardan. Endokrin bozucular ve östrojen kirliliğinden etkilenmiş genç erkekler bize genellikle öne çıkan, fizyonomiye doğrudan yansıyan “erken saç dökülmesi” şikâyeti ile başvuruyorlar. Bu sorunun çözümü zor değil ancak kaynağı görüldüğü gibi çok derinlerde. Bu nedenle öyle “Şu şampuanı kullan, şu bitkisel karışımı al, bak saçı kuvvetlendiren tabletler var.” gibi ortalamanın altında hekimlik hizmetleri ile sorunlar çözülemiyor.

Yazımızı çok önemli bir diyagram ile bitirelim. Erkek tipi ve kadın tipi şişmanlık diye iki ana kilo alma şekli var. Erkek tipine elma (android) kadın tipine armut (gynoid) de diyoruz. Erkeklerde fitoöstrojenlere maruziyet arttıkça kilo alma şekli elmadan armuta kayıyor… Bakınız Türk toplumunun erkekleri; göbek kadar kalçalar da genişliyor, memeler büyüyor…

 

 

  1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  2. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  3. http://www.reproduction-online.org
  4. http://www.bmj.com
  5. http://www.urologyjournal.org
  6. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  7. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  8. https://www.ncbi.nlm.nih.gov

 

 

Views All Time
Views All Time
141
Views Today
Views Today
4
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*