Endokrin Bozucular ve Kadın Sağlığı

Şu anda dünya üzerinde her sekiz kadından bir tanesi meme kanseri riski altında. Meme kanseri rakamları 2008 yılında 1.4 milyon iken 2012 yılında 1.7 milyona sıçramış. Sadece 4 yılda %21 artış demek bu (1)! Meme kanseri bugün tüm kadın kanserlerinin tek başına %15’ini oluşturuyor ve farkındalığımız halen yeterli derecede değil.

Meme kanseri için risk faktörleri, en önemli risk faktörü yaş… Daha sonra gelişmekte olan ülkelerin vatandaşı olmak geliyor. Yani henüz gıda kalitesi ve hijyen kuralları tam olarak oturmamış. 11 yaşından önce ilk adetini görmek de önemli… Eğer genç yaşta çocuk sahibi olduysanız (35’in altında) bu sizi koruyor. Hiç çocuk sahibi olmamış veya ilk çocuğunuzu 40’ından sonra doğurmuşsanız, riskiniz artıyor. Listede yok ancak vücudunuz karanlığın nimetlerinden mahrum yaşıyorsa, yine riskiniz artıyor. Bu konuya yazıda değindim…

Meme kanseri için risk faktörleri arasında yaş, üreme ile ilgili unsurlar, endojen ve eksojen hormon maruziyetleri, aile hikayesi, sigara, alkol, düzensiz hayat ve uyku sorunları gibi yaşam tarzı sorunları ile çevresel faktörler ve beslenme ön sıralarda yer alıyor (2).

Meme kanseri vakaları  doğurganlık döneminde görülmeye başlanıyor… Yaş ilerledikçe hem görülme sıklığı (incidence) hem de ölüm oranları (mortality) hızla artıyor. 

Bilinen risk faktörleri arasında, yaş en önemlisi… Hiç doğum yapmamak ve östrojen ile ilgili hususlar da en önemliler arasında; örneğin ilk adetini 11 yaşından önce görmek (menarş). Aile hikayesi, sigara ve alkol de herkesin malumu… Üzerinde durulması gereken iki husus var, pek bilinmeyen henüz farkındalığı oluşmamış.

Meme kanserine yakalanan kadınlarda ölüm oranları en çok doğurganlık döneminin sonu ile menapozun başında zirve yapıyor. 

Birincisi uyku ve melatonin döngüsü… Her ne kadar bu ilişki hakkında farkındalığımız az olsa da yıllar önce yazdığım bir makalede yaklaşık 8-10 kadar mekanizmayı açıklamıştım (3). Çok değerli hocam, bilimsel mentorum Dr. Russel Reiter ile yazdığımız makalede ise daha geniş perspektiften aydınlık – karanlık döngüsünün kanserler ile ilişkisini ele almıştık (4). Bu yazımız yayınlandığı yıl ödül almıştı.

Melatonin (sağ üstte) gece karanlıkta beyindeki pineal bezden salgılanan bir hormon; aslında hormon demek istemiyoruz daha çok “karanlığın kimyasal ifadesi” tabirini kullanıyoruz. Melatoninden yani karanlıktan ve kaliteli uykudan mahrum insan hemen tüm hastalıklara açık hale geliyor. 

Gerçekten düzensiz hayat, karanlık periyotta kaliteli ve yeterli uykunun olmaması ve “Light at Night/LAN” diye ifade edilen gece uzun süre ışığa maruz kalma (özellikle bilgisayar ekranı, televizyon ve uyunan mekânın gereksiz aydınlatılması) başta meme kanseri olmak üzere bazı kanser vakaları için risk faktörü oluşturuyor (5-7). Bu bir başka yazının konusu ama çok önemli olduğu için lütfen aklınızda kalsın. Ancak aynı durumun yani uyku, melatonin ve kanser ilişkisinin erkeklerde de prostat kanseri vakalarında çok önemli olduğunu da ifade etmiş olalım (8).

Gelelim endokrin bozucularla meme kanseri arasındaki ilişkiye… Daha önce de ifade ettiğim gibi, endokrin bozucular iki ana yolla vücutta etkilerini gösteriyor, her iki yol da bozucu… Birincisi hormon etkisini taklit ederek, ikincisi hormon etkisini bloke ederek. Böylece başta üreme sistemi olmak üzere bir sürü soruna neden oluyor (9).

Hormonlar çok düşük miktarlarda hücreler üzerine etki eden ve etkileri kalıcı olan kimyasal haberciler. Bir hormon bezinden salgılandıktan sonra (ör. tiroid hormonu tiroid bezinden, büyüme hormonu hipofizden) hedef hücresine gidip reseptörlerine bağlanıyor ve haberini hücreye ulaştırıyor. Endokrin bozucular (burada hormone mimic) sanki gerçekten vücutta hormon salgılanmış gibi etki gösterip metabolizmayı bulandırıyor. İşler karışıyor…

Bu endokrin bozucular arasında pestisitler (özellikle sebze meyve yetiştiriciliğinde mikroorganizmaları öldürmek için kullanılan ve Rusya’nın habire fazla bulduğu için geri gönderdiği ürünlerde olan kimyasallar… Biliyorsunuz değil mi onların hepsini biz yiyoruz… Organik morganik diye sürüyorlar iç piyasaya) ilk sırada yer alıyor. Daha sonra dioksinler, fitalatlar, bisfenol A, dietilstilbestrol, fitoöstrojenler ve ağır metaller yer alıyor. Kadınların saç boyaları ve kozmetik ürünleri var ya, bunlardan kaynıyor… Ne yazık ki böyle… Hele o kadınların “ah şekerim ultraviyoleden ve güneşin zararlı ışınlarından … ile korunuyorum” dedikleri ürünler var ya, ne siz sorun ne ben söyleyeyim (10,11).

Vücuttan salgılanan fizyolojik östrojenlerin yanında bitkisel kaynaklı fitoöstrojenler ve böcek öldürücüler, tarım ilaçlarından yiyeceklere bulaşan xenoöstrojenler her iki cinste de endokrin bozucular olarak işlev görüyorlar. Rusya’nın bize meyve ve sebzeleri geri göndermesinin en önemli nedeni işte bu hormon etkili ilaç kalıntıları… Türkler, bu ürünler imha edilmek yerine iç piyasaya sürüldüğü için afiyetle yiyorlar. Uzun dönemde bu östrojenik etkili maddeler kadınlarda meme ve rahim; erkeklerde prostat kanseri riskini artırıyor. 

Bunların içeresinde önemli yer tutan fitoöstorjenler özellikle meme ve rahim kanseri için risk faktörlerinin başında geliyor. Elbette kanser gibi son derece önemli bir sağlık sorununun yanında saç ve tüylenme sorunu görece geriye düşüyor. Ancak genç bir kadında bu iki durumun ne kadar önemli olduğunu sizlerin takdirine sunuyorum.

Fitoöstrojenler ve endokrin bozucular beyindeki hipofiz başta olmak üzere kadınlarda en çok yumurtalık fonksiyonlarını bozuyor… Rahim de bundan nasibini alıyor… Adet düzensizliği en başta gelen sorunlardan bir tanesi…

Sonuçta genç kızlarımız erken ergenliğe giriyorlar ve o çok sevdikleri saçları ile ilgili erken yaşlarda sorunlarla karşılaşıyorlar. O kadar çok ki, saymakla bitecek gibi değil. Ancak bilimin rehberliğinde ve araştırmanın ışığında çözümler üretiyoruz. Vazgeçmiyoruz…

Genç kızlarımızda çok fazla hormonal bozukluk var; çünkü fitoöstrojenler onları bilmeden perişan ediyor. Amacımız onların vücut kıllarından kurtulması ve sağlıklı saçlara sahip olması…

 

 

  1. http://www.mdpi.com
  2. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  3. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  4. http://www.dl.begellhouse.com
  5. http://erc.endocrinology.org
  6. http://rstb.royalsocietypublishing.org
  7. http://static.smallworldlabs.com
  8. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  9. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  10. http://www.mdpi.com
  11. http://www.hormones.gr
  12. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
Views All Time
Views All Time
151
Views Today
Views Today
5
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*