Endokrin Bozuculara Giriş

Saç ve saç sağlığı konusunda yapılacakların listesi bir türlü azalmıyor. Sorun büyüdükçe çözümler çeşitleniyor. Peki hepsi gerçekçi mi? Buyurun güncel bir örnek üzerinden tartışalım…

Önce tartışmaya açık bir tespitle başlayalım isterseniz. Modern yaşam pek çok nedenden dolayı saç dökülme yaşını erkene çekmeye devam edecek. Neyle beslenirseniz beslenin, hangi şampuanı kullanırsanız kullanın, çözümleriniz palyatif ve geçici olacak. Bunu bilimsel verilere dayanarak söylüyorum. Şöyle:

Öncelikle besin ve su zincirinde dönüp duran, bir türlü biyolojik olarak parçalanamayan fitoöstrojenlerden ya da daha genel tabiri ile “Endocrine Disruptors (Endokrin Bozucular)”dan başlayalım.

Gündelik hayatımızda karşılaştığımız yüzlerce madde endokrin bozucu özelliğe sahip, ayrıca çoğu su döngüsüne katılarak varlıklarını parçalanmadan devam ettiriyor. Bazıları kamuoyuna mal olmuş durumda, örneğin bisfenol A… Çocuk biberonları ile hayatımıza girmişti, hatırlarsınız. Organoklorinler, alkilfenoller, fitalatlar, böcek öldürücüler, aromatik hidrokarbonlar, çözücüler, saç boyaları, yüzlerce kozmetik kimyasal, güneş yağları, UV koruyucular… Liste uzadıkça uzuyor (1).

Şeklin İngilizce olması sizi sıkmasın, vaziyeti çok güzel izah ediyor. Bir endokrin bozucu kimyasal iki tür etki gösteriyor; ya bir hormonun etkisini taklit ediyor (solda) ya da bir hormonun etkisini bloke ediyor. Her iki şekilde de endokrin bozucu oluyor…

Bizi ilgilendiren kısmı şu; yararlı diye kullandığımız onlarca kozmetik ürün, saç ürünü, şampuan vs. içlerinde yararlı maddeler olsa bile, bu tür endokrin bozuculardan dolayı uzun dönemde ciddi zararlara neden oluyorlar. O nedenle benim çok vurguladığım gerçeklerden bir tanesi şudur; “En iyi şampuan saça ve saçlı deriye zarar vermeyen şampuandır.” Bu bir piyasa genellemesidir. Bizim yıllardır üzerinde çalıştığımız ve yakında piyasaya çıkacak olan şampuana yüklediğimiz misyon ise şu; “Bir şampuan bilimsel veriler ışığında saçı koruyabilir, besleyebilir ve katma değer oluşturabilir.” İnşallah yakında bu ürünü bilimsel gerekçeleri ile size anlatacağım.

Saçınıza sürdüklerinizle, başka amaçlarla kullandığınız kimyasallar arasında çok fark olmadığını biliyor musunuz? Çünkü hepsi aynı devasa fabrikalarda üretilip dağılıyorlar dünyaya… Onun için bir şampuanın pahalı olması ve afili bir ambalaj içinde sunulması bu gerçeği değiştirmiyor. Bu gerçeği değiştirecek tek durum sağlıklı ve güvene dayalı bir hekim-danışan ilişkisidir. Reklamlar, tüm sorunları çözüyor gösterebilir bu ürünleri ama gerçek hayat sorun kaynıyor… İşte bu nedenlerle bizim şampuan AR-GE çalışmamız 5 yıla yakın sürdü. Çoğu formülümüzü üretebilecek vizyonda üretici bile yok ülkemizde…

Bu konuya girmeden önce endokrin bozucuları çok iyi tanımamız gerekiyor. Bu maddeler fakirden çok zengini, bilinçsiz tüketiciden çok bilinçli olan veya olduğunu düşünen tüketiciyi vuruyor. Altı boş, ucuzca kullanılan “Organik, natürel, bitkisel orijinli” gibi ifadeler hiçbir bilimsel veriye dayanmadan çerez mahiyetinde sloganlaştırılıyor. Her zaman söylerim, bitkisel demek yekten “iyi, sağlıklı” demek değildir. En indirgemeci yaklaşımla savımı şununla destekleyebilirim; esrar, eroin, kokain, sigara, herkesin düşmanı olan şeker (ister pancar ister mısır orijinli olsun) şu kurala uyarlar; hepsi organiktir yani karbon bazlıdır, hepsi natüreldir hem de sapına kadar ve hepsi bitkisel orijinlidir. Bilmem anlatabildim mi?

Hal-i pür melalimizin özeti… Endokrin bozucular Murphy kuralına uyar… Kaçamazsınız, kurtulamazsınız, oyunu terk edemezsiniz… Ancak yönetebilirsiniz. Havadan, sudan, topraktan dalar vücudunuza… Saçınızın telinden sperm ve yumurta kalitesine kadar her şeye müdahil olur. 

Endokrin bozucular hayatımızın tam göbeğinde… Onlara göbekten bağlıyız, kaçmak kurtulmak imkânsız. İster çeşme suyu ister alasından şişelenmiş su için, ister pazardan ister köylünün elinden beslenin. Tüm sistemi bir ağacın gövdesi gibi aynı su döngüsü besliyor… Bozucular tüm biyolojik yapılara giriyor ve parçalanamıyorlar.

Buyurun size istatistikleri ile meşhur İngiliz toplumundaki prostat kanseri görülme sıklığı tablosu… Yorum yapmıyorum. Üstteki açık renk çizgi görülme sıklığını gösteriyor. Alttaki, bu hastalıktan ölüm oranlarının azaldığını. Hastalığın oluşumunu önleyemiyoruz anlayacağınız, ama daha iyi tedavi ediyoruz… Bu asla gerçek başarı değildir. Gerçek başarı koruyucu hekimliktir.

Endokrin bozucular dolayısıyla hayatımızda ve çoğu hekimin varlığından haberdar olmadığı “Nükleer Reseptörler” üzerinden etki ediyor, östrojen reseptörlerinin tamamı liganlar, uyarıyor yani… Aynı zamanda yine çoğu hekimin bihaber olduğu epigenetik mekanizmaları aleyhimizde bozuyor.

Meme kanseri görülme oranları… Üstteki kesik çizgiler yeni vaka sayısındaki artışı gösteriyor. Alttaki bu hastalıktan ölüm oranlarındaki azalmayı… 

Obezite, bir başka deyişle şişmanlık rakamları…

Sperm kalitesindeki dramatik düşüş…

Ve nihayet ABD diyabet rakamları… Türkiye mi? Tam bir facia… Daha önce yazmıştım efendim. Ülkemizde her üç erişkinden biri kilolu, ötekisi şişman. Sadece bir tanesi normal olması gereken kiloda… Diyabet oranlarında ABD’yi sollayalı çok uzun zaman oldu ve Avrupa birincisiyiz. İnanmıyor musunuz? Bilime ve araştırmaya kulak vermediğinizdendir… Eğer derseniz “Aaa olur mu şekerim, şeker tadında şehir hastanelerimiz var”. Haklısınız efendim, oralar hekimle hastayı buluşturma yerleri… Okumanızı öneririm size, gerçek bilimsel verilere dayalı olarak…  Hatta TC Sağlık Bakanlığı’nın resmi verilerinden okumanızı öneririm. Belki hile yapıyorumdur, değil mi?

Sonuç şu efendim. Bilinen tüm “kronik hastalıklar” bir başka deyişle “medeniyet hastalıkları” hızla ve önlenemez şekilde artıyor (2-6). Bu hamur çok su götürür, şimdilik bu kadarla kalalım. Yazının özeti de şu olsun; hekimliğin geleceği “kişiselleştirilmiş tıp” ve çoğu hastalığın tedavisi, kategorizasyondan uzak “kişiye özel” tedavi yöntemlerine kaymış ve her geçen gün daha da kayacaktır. Devletlerin sağlık ve tedavi hekimliğe yaklaşımı bu noktadan çok uzakta olduğu için (Bizim ülkemizde sağlık konusundaki başarı hastayı hekimle buluşturmaktan öteye geçememektedir.), kaliteli sağlık hizmeti almak her geçen gün zorlaşmakta ve bunu ispat için de bir iki diyagrama bakmak yeterli olmaktadır.

Bu konu hakkında 10 yazı yazılsa yeridir. Çünkü genelde sağlığımızı özelde saç ve saçlı deri sağlığımızı yakından ilgilendiriyor… Devam edeceğiz…

 

  1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  2. http://www.cancerresearchuk.org
  3. http://www.cancerresearchuk.org
  4. http://www.cancerresearchuk.org
  5. http://www.cancerresearchuk.org
  6. http://www.cancerresearchuk.org

 

Views All Time
Views All Time
269
Views Today
Views Today
2
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*