Epigenetik Mekanizmalar, Metilasyon, Saç Dökülmesi ve Tedavisi

Bir önceki yazımızda bir epigenetik mekanizma olarak DNA metilasyonundan bahsetmiştik. Kaldığımız yerden devam edelim.

DNA (deoksiribonükleik asit) çift sarmal bir zincirdir. Genetik bilgimiz bu uzun ve paketlenmiş zincirde saklanıyor. İskeleti şekerler ve fosfattan oluşuyor. Bu yapıya nükleik asit deniyor. DNA’nın bir dili var, dört harften oluşuyor. Adenin, Guanin, Citosin ve Timin… Kelimeleri üçer harfli, yani AAA (adenin), GGG (guanin), CCC (citosin) ve TTT (timin) gibi. Kelimeler genelde böyle değil ama. ATC, TGG gibi harflerin karışımından oluşuyor. Her üç harfli kelime bir aminoasite karşılık geliyor ve bu dizildikleri sıra ile bir proteinin aminoasit sırasını kodluyorlar. Ancak DNA’daki bilgi doğrudan kullanılamıyor, bilginin RNA’ya aktarılması gerekiyor önce… RNA reoksiribonükleik asit demek. Bunun alfabesinde bir farklılık var. RNA’nın alfabesinde üç harf aynı, A, G ve C ancak T yok onun yerine U (urasil) var. Böylece aminoasitlerin kodlaması şöyle oluyor: AGC=Serin, GCA=Alanin demek. Şöyle bir dizi bizim için anlamsız RNA için çok anlamlı; UUU UGC GCA AGU GCC ACC böyle uzayıp gidiyor. Böylece vücutta ribozom denen bir fabrikada proteinler üretiliyor.

Genetik materyalin alfabesi… Toplam dört harf… DNA’nın harfleri AGCT ve RNA’nın AGCU. Bu harfler yanyana gelerek üçer harfli kelimeler oluşturuyorlar. Her bir kelimenin bir anlamı var. 

Diyelim ki siz saç proteini olan keratini ürettireceksiniz. Kütüphaneye vardınız ve DNA’daki keratin protein genini (kitabını) açtınız. Kitabı kütüphane dışına çıkarmak yasak (genler hücre çekirdiğini terk edemezler). Size bir kopya lazım; yani fotokopi. İşte bu RNA. DNA’daki gerekli bilginin bir kopyası RNA’ya aktarılıyor (fotokopi) ve siz bu bilgi ile kütüphaneden (çekirdekten) çıkıyorsunuz. Artık bilgi elinizde bunu kullanabilirsiniz… Sistem böyle işliyor.

Ancak bir sorun olabilir. Kütüphaneye başvurdunuz, istediğiniz kitaba (gen bilgisi) ulaşmanız için kütüphanesi sizden bazı bilgi ve belgeler istiyor. Bunlar olmadan kitaba ulaşamayacağınızı ve kitabın ancak bazı şartlar altında kullanılabilir olduğunu söylüyor. Aman Allah’ım, kitaba ulaşamıyorsunuz!

İşte burada aklımıza kapalı gen kavramı gelmeli. Gelmiyorsa daha önceki yazıya bakmalısınız. Kitaba ulaşmak için bir şeyler yapmanız gerekiyorsa bunun vücuttaki karşılığı genin kullanıma kapalı olması demektir. Yetkiniz olması gerekiyor ki, bilgiyi kullanabilesiniz. Örneğin kütüphaneye gittiniz bir kitap istediniz, kütüphaneci dedi ki bu kitabı ancak “Asker” şahıslar kullanabilir. Siz de çıkardınız asker kimliğinizi gösterdiniz; engel kalktı.

İşte aynı bunun gibi vücutta kapalı bir genin bilgisini kullanabilmek için yetkili olmalısınız; çünkü normalde gen kapalı, bilgisini kopyalayabilmeniz için yetkiniz olması gerekiyor.

İşte kapalı bir geni açmak ve bilgisini kullanabilmek için iki ön şart gerekiyor;

  1. DNA’nın histon denen bir yapısının yeterince asetile olması
  2. DNA’nın alfabesindeki bazı harflerin yeterince metile olması…

Harflerimizden bir tanesi Cytosine idi. Bu da DNA’da binlerce yere harf olarak girmiş durumda.. Ancak Cytosine harfinin bir kısmının (sanki I harfinin üzerine nokta koyar gibi İ olması gerekiyor) metillenmesi gerekiyor. İşte bu işi DNMT enzimi yapıyor SAM denen bir molekül de yardımcısı…

 

İzninizle ikinciden başlayalım. Demek ki bizim DNA’daki bazı yerlere metil aktarmamız, eklememiz, yapıştırmamız gerekiyor. Bu işleme “METİLASYON” diyoruz ve bu işten sorumlu bir görevli var vücutta: DNA Metil Transferaz (DNMT). Yani DNA’ya metil transfer eden enzim. Bu enzimi çalıştıracaksınız, DNMT de DNA’nın bazı bölümlerine metil aktaracak ve kitap açılacak bilgisi kullanılabilir, kopyalanabilir hale gelecek.

I ve İ harfleri gibi metile olan ve olmayan Cytosine harfleri arasındaki fark… Birincisi kapalı ikincisi açık demek oluyor..

 

Düşünün saç kökü hücresindeki keratin üretim bilgisini kodlayan genin kapalı olduğunu… Ne yaparsanız yapın o saç hücresi keratin üretemez, çünkü bilgisini bir türlü kullanamıyor… Tablo size saç dökülmesi olarak yansıyor. Saçlarınız dökülüyor, o şampuan senin, bu mucize saç ilacı benim dolanıp duruyorsunuz. Sonuç değişmiyor. Saça ne yaparsanız yapın saçınız dökülmeye devam ediyor ve/veya yeni saçlarınız çıkmıyor… Kafa kelleşiyor, tip kayıyor.

İnsan saçında keratin üretim bilgisini bilen genin kodları (yukarıda). Harfler üçerli anlamlı kelimeler şeklinde (CAA, AGT) dizilmişler ve her üç harf bir kelime gibi okunuyor ve bir aminoasiti kodluyor. DNA sarmalında (altta) bir yerlerde bu keratin geni var. Onun üstünün açık olması lazım ki, hücre bu bilgi ile keratin üretebilsin. Ya kapalıysa?

Bir sürü ürün denediniz olmadı, işe yaramadı… Doğru saç ektirmeye değil mi? Eh saç ekiminde ensedeki “keratin” bilgisinin yazdığı kitabın kapalı olmadığı saçlar alınıyor ve öne getiriliyor, ekiliyor. O saçların kökündeki hücrelerde keratin geninin üstü açık. Nereden mi biliyorum, çünkü ensenizde iken üretiyorlar ki dökülmüyorlardı. Aldınız bu saçları tayinini çıkardınız ön tarafa ya da tepeye… Orada keratin üretmeye devam ediyorlar ve böylece saçlar ekildikten sonra iyi kötü yaşıyorlar.

Hikaye böyle… Bilmiyorum anlatabildim mi? Biz keratin üretemeyen saç hücrelerine yardımcı olur, bu genin üstünü açarsak hücreler yeniden keratin proteinini üretmeye başlarlar ve saçınız çıkar.

Şimdi metilasyonla saç dökülmesi arasındaki ilişkiyi biraz daha anlamış olduk sanırım. Anlamak zorundayız çünkü bir sonraki yazıda işler daha da karışacak.

 

 

Views All Time
Views All Time
310
Views Today
Views Today
5
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

2 geri izleme / bildirim

  1. Francis Collins, National Institute of Health, Ulusal Sağlık Enstitüsü, Bilim ve Bilimadamına Verilen Değer
  2. Plasebo Etkisi

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*