Epigenetik Mekanizmalar, Saç Dökülmesi ve Saç Dökülmesi Tedavisinde Bir Devrim

Başlık çok iddialı gelmiş olabilir, doğrudur. Bir hikaye var, çok severim. Eski zamanda adamın biri demiş ki “Bir gün gelecek, bir kişi konuşacak milyon kişi dinleyecek.” Bunu duyanlar düşünmüşler, taşınmışlar olmamış. Bir dağ hayal etmişler, adamı en tepeye çıkarmışlar, sesini kaç kişinin duyabileceğini tahmin etmişler. Yine olmamış. En son “Delidir, ne dese yeridir” kararıyla davayı kapatmışlar.

Sonra ne olmuş, 1867 yılında İskoç matematikçisi ve fizikçisi James Clerk Maxwell radyo dalgalarını ilk kez tahmin etmiş. Zaman gelmiş bir kişi konuşmuş milyon değil milyar kişi dinlemiş. Bu da yetmemiş, bir kişi hem konuşmuş hem oymamış milyar kişi hem dinlemiş hem izlemiş. Ya işte böyle… Size de Maxwell pillerini kullanmak düşmüş. Bu sefer 1887’de Heinrich Hertz radyo dalgalarını laboratuvarında üretmiş. Siz şimdi 90.8 frekansından radyo dinlerken ya da 12.817 frekansında televizyon izlerken aslında Hertz ve MegaHertz kelimelerini pek duymuyorsunuz.

Şimdi de ben diyorum ki, saç dökülmesi sorunu genetik olduğu kadar epigenetiktir. Bir önceki yazımızda öğrendik ki genetik değişimler geri dönüşümsüz, epigetik olanlar ise geri dönüşümlüydü. Madem genetiğe dokunamıyoruz –ki ihtiyacımız yok, biz de epigenetiğimiz üzerinde çalışırız.

Bir gün size Richard C. Francis’i anlatacağım. Çok ilginç bir adam. Yazdığı kitabın ismi bu: “Epigenetik: Çevre genlerimizi nasıl şekillendiriyor? Demek ki şekillendiriyor.” Buradaki güzellik epigenetik üzerinde değişiklik yapabiliyor olmamız. Yani ilaçlarımız var elimizde…

Ama önce neyin üzerinde çalışacağımızı iyi anlamamız lazım. Genetiğimiz üzerinde etkili ve yetkili onlarca epigenetik mekanizma var. Bunlardan üç tanesi en çok kullanılan ve üzerine eğilinmesi gerekenler.

 

  1. DNA metilasyonu (Şimdilerde metilasyon tıbbı diye doktorlardan çok duyuyor olabilirsiniz.)
  2. Histon modifikasyonları
  3. MicroRNA etkileşimleri

Konu çok karışık ve derin; özetlemeye ve saça odaklanmaya çalışacağım. Düşünün bir gen var siz aktif olmasını istiyorsunuz, ama çevresel faktörler, yedikleniz ya da sigara gibi bir kimyasal toksin o genin üstünü kapatmış. Ne yapacaksınız? Sizin o kitaba, o kitapta yazan bilgiye ihtiyacınız var. O bilgiyi kullanarak bir protein (saç özelinde keratin) üreteceksiniz. Ama kitap kilitli bir türlü açılmıyor.

Epigenetik üzerinde etkili ilaçlara genel olarak Epidrugs deniyor. Bu ilaçlar vasıtasıyla epigenetik düzenlemeler üzerinde etkili olabiliyoruz… Onlarca kanser ilacı var epigenetik mekanizmalar üzerinden etki eden; duymuş muydunuz?

Ya da tam tersi, bir kitap var açık ama siz o bilginin okunmasını istemiyorsunuz yani kapatmak istiyorsunuz. O zaman ne yapacaksınız. Sakın yanlış anlamayın okumaya, okuyana karşı değiliz. Okuyanların şerri olmaz, insan okudukça şerden hayra kayar. Ama her kitap her zaman okunmaz. Okunsa zararlı olur.

Bu okuma ve zararlı kelimelerini bir arada kullanmak beni rahatsız etti. Bir örnekle açıklayalım. Tıp fakültesi birinci sınıfa giden birisi açsa bir cerrahi kitabını oradan bir şeyler öğrense ve uygulamaya kalksa… Olmaz değil mi? Evet işte bu tür okumaya karşıyız. O öğrencinin yapması gereken tıp fakültesi birinci sınıf kitaplarını yiyip yutmaktır, cerrahi kitabını da kapalı tutmak.

Şimdi anlamamız gereken şu; açık olmasını istediğimiz ve fakat bir nedenle kapanmış geni nasıl açacağız? Ya da kapalı olmasını istediğimiz ancak bir nedenle açılmış geni nasıl kapatacağız? Saçtan devam edelim. Biz saçta keratin üreten genin açık, keratin üretimini bloklayan genin kapalı olmasını istiyoruz. Ayrıca saçın kök hücrelerinin ölmesine neden olan genin ağzını burnunu kırmak (kapatmak) kök hücreleri olgunlaştıran ve bölünmeye sevk eden genlerin de açık olmasını istiyoruz ki saç yoluna devam etsin.

İşte saç dökülmesi sürecinde bu işler bizim istemediğimiz gibi ilerliyor. Evet bir erkeğin babasından aldığı saç döken genleri ortadan kaldıramıyoruz çünkü genetik değişmiyor (aslında böyle bir gen veya genler yok ama muhalfarz diyoruz) bunların üstünü kapatsak, yani onları “Sessizleştirsek” nasıl olur? Bence harika olur.

Time dergisinin bu kapağı diyor ki, genleriniz kaderiniz değildir. Çünkü epigenetik mekanizmalar üzerinden genetik sorunları çözebiliriz. Saç da bu yaklaşıma dahildir…

 

Ve tam tersi, keratin üreten genin üstünü açsak, açıksa daha da açsak (aktivasyon düzeyini yükseltsek) sonra ona ne ham madde istiyorsa versek (amino asitler, ko-faktörler, ko-enzimler vs.) o da bize bolca keratin üretse… Şöyle saçlarımız canlı, kalın telli ve ipeksi olsa…

Olur mu olur, bir kişi konuşup milyon kişi dinlediğine göre bu neden olmasın efendim!..

 

Views All Time
Views All Time
290
Views Today
Views Today
3
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

1 geri izleme / bildirim

  1. Epigenetik Mekanizmalar, Metilasyon, Saç Dökülmesi ve Tedavisi – Dr. Korkmaz

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*