Francis Collins, National Institute of Health, Ulusal Sağlık Enstitüsü, Bilim ve Bilimadamına Verilen Değer

İmkân olsa tüm yazıyı başlığa yazacağım… Bu konuda o kadar doluyum ki, destan yazasım geliyor. Ancak herkesin vakti kıymetli olduğu için bu yazıyı da mümkün olduğunca kısa tutacağız. Buyurun başlayalım…

1984 yılında Amerikan Hükümeti büyük bir projenin hazırlığını yapmaya başlar. Bu proje kapsamında ilk kez insanoğlunun tüm genlerinin dizilimi (sekans) ortaya çıkarılacaktır. Projeye “Human Genome Project” ismi verilir. Resmi olarak ancak 1990 yılında duyurulur. Halen yapılagelmiş dünyanın en büyük bütçeli çok uluslu biyolojik (bilimsel) projesidir (1).

İnsan DNA’sı toplam 3.2 milyar baz çifti içermektedir. Bu konuyu daha önce tartışmıştık. DNA’nın alfabesi dört harf (A, G, C, T) ve kelimeleri üç harften oluşuyordu. Aslında DNA’mız uzun bir zincir, ancak hiç tahmin etmediğimiz kadar az genimiz var; toplam 20-21 bin kadar. Projenin başlangıcında en az 100 bin gen bekleniyordu. Basit bir canlıyız anlayacağınız… Bu proje ile toplam 3.2 milyar baz çifti dokümante edilmiştir. 

 

Projeyi temel olarak Amerikan Hükümeti fonlar ancak katılımcı ülkeler de katkıda bulunur. Projeye ABD, Birleşik Krallık (İngiltere), Kanada, Japonya, Fransa, Almanya, Çin ve Türkiye katılır. Şaka şaka Türkiye yok… Toplam 7 ülke, 20 üniversite…

Proje sıkıntılarla başlar, ilk atanan başkan (Dr. Watson) istifa eder, sonra projenin başına Dr. Francis S. Collins getirilir (1993). Projenin ilk sonuçları Başkan Clinton ve İngiltere Başbakanı Blair ve Proje Başkanı Dr. Collins tarafından 26 Haziran 2000 tarihinde dünyaya duyurulur (2). Büyük bir iş başarılmıştır ancak daha yolun sonuna gelinmemiştir.

2000 Haziranında Beyaz Saray’da büyük bir toplantı düzenlenir ve projenin ilk sonuçlara kamuoyu ile paylaşılır. Zamanın başkanı Clinton ve projenin başkanı Dr. Collins bu toplantı sırasında sohbet ederken…

Şimdi izninizle İnsan Genomu Projesi’nden ayrılıp Dr. Francis Collins’e odaklanalım. Dr. Collins bu projede çalıştıktan sonra 2009 yılında dünyanın en prestijli, en büyük bütçeli sağlık araştırma kurumu olan Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsünün (NIH) başkanlığına atanır (3).

Size kısaca NIH’den bahsetmek istiyorum. Merkezi başkentte, Maryland eyaletine bağlı bir bölümünde; Bethesda… 2017 bütçesi 33 küsür Milyar $ (4)… Bu sadece sağlık araştırmalarına harcanan para… Yanlış yazdım diye düşünüyorsunuz değil mi? Yani yaklaşık 125 Milyar TL… Bu kadar para sağlık araştırmalarına verilir mi kardeşim?

Ulusal Sağlık Enstitüsünün havadan görünüşü… Toplam 50 devasa binası var. Yürüyerek bir yere gitmek pek olası değil. Binlerce kişi çalışıyor. Arazi göz alabildiğine uzuyor. İçeriye girmek uçağa binmekten bile daha zor. Köpeklerle araçları arıyorlar, herkes X-rayden geçiyor vs. En ilginç olanı şu; Ulusal Sağlık Enstitüsünün komşusu Amerikan Askeri Sağlık Bilimleri Üniversitesi… Oranın öğretim üyeleri (askeri tabipler) yaka kartlarıyla enstitüye rahatlıkla girebiliyorlar. 

Bizim Sağlık Bakanlığının toplam 2017 bütçesi 5.7 Milyar, TÜBİTAK’ın 3.2 Milyar TL (5). Kaldı ki TÜBİTAK tüm araştırmaları finanse ediyor sadece sağlık değil… Neyse bunları da geçelim.

Dr. Collins lise yıllarında bir ateisttir. Bunu hem kendisi söyler (6), hem de birazdan bahsedeceğim kitabının ilk bölümünde uzun uzadıya yaşadığı inançsal değişimi anlatır (7). Sonraki zamanlarda ve özellikle İnsan Genomu Projesi ile uğraşırken fikirleri olgunlaşır. Artık kendi tabiri ile “iyi ve ciddi bir Hristiyan’dır.” Bu konuda bir kitap yazar ve kitap Amerika’da New York Times Bestseller olur, Türklerin ruhunun bundan da haberi olmaz.

Kitabın adı; “The Language of God” yani Tanrı’nın Dili veya Lisanı’dır. İnsan genomunun dilinden çok etkilenmiştir Dr. Collins; bunu Tanrı’nın dili olarak lanse eder. Üst başlığı ise “A Scientist Presents Evidence for Belief” yani “Bir Bilim Adamı İnanmak İçin Kanıt(lar) Sunuyor”. Ya işte böyle…

Dr. Collins’in çok satanlar listesinde uzun süre kalan kitabının kapağı… Amerika’da yayınlandığı 2006 yılında pek çok tartışmanın odağına oturmuştur.  TIME dergisi Tanrı inancı ve bilimin çelişmediğini iddia eden Dr. Collins’in iddialarını kapağına taşımıştır. 

Kitabı en çok satanlar listesine girer, Darwinciler ve Akıllı Dizayncılar (Intelligence Design) ve başka gruplarla sıkı tartışmaları olur; kimse diğerini ötekileştirmez. Herkes bilimsel kanıtlarla tartışır; kimse bağnazlık, benbilirimcilik, senneanlarsıncılık, gericilik, ilericilik, irticacılık ya da ateistcilik (kelimeleri Türk tipi ben uydurdum, çünkü bizim hayatımız böyle) gibi kısır ve cehalet kokan mevzularla birbirine saldırmaz, ötekileştirmez…

Daha sonra bir kitap daha yazar Dr. Collins; bu defa kitabın adı “Yaşamın Dili”dir. Burada dikkatinizi çekmek istediğim nokta şu; kırmızı yazılarda şu yazıyor: DNA and the Revolution in Personalised Medicine. Yani DNA ve Kişiselleştirilmiş Tıpta Devrim… Yani diyor ki Dr. Collins, hastalık yok hasta var, aynı tanıyı koyduğunuz her hasta aynı değil, herkesin hem kendisi, hem hastalığı hem de tedavisi bir diğerinden farklı… Kişiye özel tıp geleceğin tıbbı olmaya gerçekten aday….

Ve Dr. Collins tüm bu tartışmalardan sonra NIH’in başına getirilir; ÇÜNKÜ İNANCI NE OLURSA OLSUN (ATEİST, HRİSTİYAN, HATTA BELKİ MÜSLÜMAN) ONA BAKILMAZ, İŞİNİ NE KADAR İYİ YAPTIĞINA BAKILIR… İŞİNİ ÇOK İYİ YAPTIĞI İÇİN DE ATEİSTKEN İNSAN GENOMU PROJESİNİN BAŞINA GETİRİLEN BU KİŞİ KOYU BİR HRİSTİYANKEN DE ULUSAL SAĞLIK ENSTİTÜSÜNÜN BAŞINA GETİRİLMİŞTİR. Halen de kurumun başındadır.

Bu kadar büyük harf kullandığım için özür dilerim; belki emoji kullanarak duygularımı daha iyi dile getirebilirdim. Yorum yapmaya hacet yok sanırım…

Konuyu Dr. Collins’in bir sözü ile bitirelim.

Şöyle diyor Dr. Collins; İncil’in Tanrısı aynı zamanda insan genomunun da Tanrısıdır. Ona (Tanrıya) katedralde veya laboratuvarda ibadet edilebilir. Onun kreasyonu (yarattıkları, kainat) heybetli, harika, anlaşılması zor ve güzeldir… 

  1. https://www.genome.gov
  2. https://www.genome.gov
  3. https://www.nih.gov
  4. https://www.hhs.gov
  5. http://www.kamupersoneli.net
  6. http://www.pbs.org
  7. https://www.amazon.com
Views All Time
Views All Time
248
Views Today
Views Today
1
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*