Fransız Paradoksu, Şarap, Üzüm Suyu, Yaşam Tarzı, Sağlık ve Mutluluk

Fransız toplumu yüksek etil alkolün yanında ABD toplumundan 3.8 kat daha fazla tereyağı, 2.8 kat daha fazla domuz yağı tüketmesine, yüksek kan kolesterol ve kan basıncı seviyelerine sahip olmalarına rağmen kardiyovasküler hastalıklardan ölüm oranları ABD toplumuna göre 2.5 kat daha düşüktür. Bu sıradışı durum ‘Fransız Paradoksu’ olarak bilinmektedir.

 

Bir başka ifade ile Fransızlar pek de sağlıklı beslenmezler ancak kalp damar hastalıklarının görülme sıklığı beklenenden oldukça düşüktür. Öyle ki diyetleri kolesterolden ve doymuş yağlardan son derece zengindir (1). Dahası Fin halkı ile aynı miktarda kolesterol ve doymuş yağ tüketmelerine rağmen Fransızlarda kalp damar hastalıklarından ölüm oranı Finlandiya’ya göre oldukça düşüktür (2).

 

Oysa yüksek kan kolesterol (özellikle düşük özgül ağırlıklı lipoprotein-LDL) düzeyleri ve hipertansiyon kardiyovasküler hastalıkların en önemli nedenleri arasında sayılmaktadır. Bu iki ana risk faktörüne rağmen Fransız toplumunda kardiyovasküler hastalıklar kaynaklı ölüm ve hastalık ABD’den oldukça düşük düzeylerde bulunmaktadır.

 

Yapılan araştırmalar, bu farklılığın nedeni olarak bir iki noktada yoğunlaşmıştır. Bunlardan en önemlisi üzümün, üzüm suyunun ve şarabın içinde bulunan “Resveratrol” isimli bir flavonoiddir (3). Bu indirgemeci yaklaşımdan sonra resveratrol ile ilgili çalışmalar hızla artmış ve bu flavonoidin kalp damar hastalıklarından tüketicilerini koruduğuna dair genel bir bilimsel kanaat ortaya çıkmıştır (4).

Şekil 1; Bu karmaşık grafik size pek bir anlam ifade etmeyebilir. Yine de resveratrolün insan vücudunda epeyce işe karışıyor olduğunu görebilirsiniz. Hastalıkların mekanizmasında rol oynayan bazı zararlı maddelerin etkilerini ortadan kaldırırken, damarları genişleten (damar genişlemesi; vasodilation) nitrik oksit gibi moleküllerin miktarını artırır. 

 

Fransız toplumu ABD’den 7.6, İngiliz ve Kuzey Avrupa ülkelerinde yaşayanlardan 3-13 kat daha fazla şarap tüketmektedir. Fransa mutfağı hayvan yağı ve kırmızı ete bağımlı olmasına rağmen kardivasküler morbidite ve mortalite (hastalık ve ölüm) oranlarındaki bu dikkat çekici farklılık, çalışmaların şarap tüketimi üzerinde yoğunlaşmasına neden olmuş ve özellikle kırmızı şarabın kalp hastalıklarından koruyucu bir içecek olduğu yapılan çalışmalarla gösterilmiştir.

 

Şekil 2; Resveratrol üzerine yapılan çalışmalar sonucunda bu bitkisel flavonoidin sadece kalp damar hastalıklarından koruyucu değil başka pek çok faydasını da ortaya çıkarmıştır. Kansere karşı koruyucu, eklem rahatsızlıklarını önleyici, sinir hücrelerini koruyucu, yaşlanmayı geciktirici vb. özellikleri olduğu da ortaya konmuştur. 

 

Resveratrol gerçeğinden sonra Fransa bunu büyük bir pazarlama aracı olarak kullanmış ve “Fransız Paradoksunun kaynağı Fransız Şarabıdır” algısını destekleyerek dünyanın en büyük şarap ihracatçılarından biri haline gelmiştir (diğerleri İtalya ve İspanya). Ancak Fransa şarabını öyle güzel pazarlamıştır ki, fiyatı diğerlerinden daha pahalıdır.

Şekil 3; Fransız şarabı ve şampanya fiyat ortalamalarından çok daha yüksek fiyatlarla dünyada alıcı bulabilmektir. Bu bir günde olmamıştır elbette. Ancak marka olmak ve katma değerli ürün üretip satmaya iyi bir örnektir. 

Ancak başta Dr. Vinson ve diğer pek çok araştırmacı farklı sonuçlara ulaşmışlardır. Gerçekte kalp-damar hastalıklarından koruyucu etkiye sahip olan şarap değil, resveratroldür. Yani üzüm suyu da aynı işi görmektedir (5). Etil alkolden arındırılmış şarap (üzüm suyu) şaraba göre çok daha yararlı bulunmuş ve tüm yararlı etkilerin çayın içinde de bolca bulunan polifenolik bileşiklere ait olduğu gösterilmiştir. Dolayısıyla tercihe bağlı olarak şarap yerine üzüm (özellikle kuru) ve üzüm suyu tüketilmesi hem daha ekonomik hem de çok daha koruyucudur. Bu sayede başta beyin olmak üzere hemen tüm dokulara zararlı olduğu bilinen aşırı etil alkolün zararlarından korunulacak hem de üzüm suyuna ait tüm yararlar kazanılabilecektir.

 

Şekil 5; Resveratrol sadece üzüm, üzüm kabuğu ve çekirdeğinde bulunmaz. Bizim de rahatlıkla tüketebileceğimiz mor lahana, patlıcan, yaban mersini, yer fıstığı, kuşkonmaz, özellikle çekirdekli kuru üzüm, böğürtlen vs. de bu maddeden zengindir. Renklerin benzerliğine dikkat ediniz. Bu renk ağırlıklı olarak resveratrolden gelmektedir. 

 

 

Burada bir başka noktaya temas ederek yazımızı noktalayalım. Marka olmak ve katma değeri yüksek ürün üretmek böyle bir şey olsa gerek. Eğer Fransa “üzüm suyu”na yatırım yapsaydı, sağlıklı ama katma değeri düşük bir ürüne sahip olacaktı. Onun yerine şaraba ve şampanyaya yatırım yatırım yaparak ülkesinin milli gelirine ciddi katkılarda bulunmaktadır.

 

Biz de keşke aynı şeyi zeytin ve zeytinyağımız için yapabilseydik!

 

  1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  2. http://circ.ahajournals.org
  3. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  4. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  5. https://www.ncbi.nlm.nih.gov

 

Views All Time
Views All Time
247
Views Today
Views Today
5
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

3 geri izleme / bildirim

  1. Saç Dökülmesi, Kadın ve Erkek Tipi Kellikte Epigenetik Tedavi Yaklaşımı – Dr. Korkmaz
  2. Ne Yediğiniz mi Ne Kadar Yediğiniz mi Önemli?
  3. Saç Dökülmesi, Kadın ve Erkek Tipi Kellikte Epigenetik Tedavi Yaklaşımı – Meloxcin

Yorumlar kapatıldı.