Gözün Aksesuarları…

Kaş ve kirpikleri tek tek ele aldıktan sonra, gözün aksesuarları olan bu iki yapıya topluca bakarak bahsimizi kapatacağız.

Göz hepimizin bildiği üzere vücudun en önemli duyu organı, önemi yokluğundaki eksiklikten değil, varlığında edindiğimiz avantajlardan ileri geliyor. Dolayısıyla bu organa yardımcı elemanların önemi de göz ardı edilemez.

Göz  anatomik olarak kabaca iki kısımda incelenir;

1.Bulbus oculi (göz küresi)

2.Organa oculi accesoria (gözün yardımcı -aksesuar- elemanları)

Bugünkü yazının temel konusu gözün yardımcı organlarından kaş ve kirpiklerin  fizyolojisi ve vücuttaki yeri.

Kaşlar ve kirpikler fizyolojik olarak kabaca vücuttaki diğer kıl yapıları ile benzerdir. Kaş ve kirpikleri farkları ile anlatmak daha anlaşılır olacağından bu yolu seçiyorum.

Öncelikle kaş ile başlamak daha uygundur sanırım. Çünkü kaşlar vücuttaki diğer kıllarla benzerlik gösterir. Kirpiklerden daha az spesifik özelliklere sahiptir.

Vücuttaki tüm kıllar

  • anagen (büyüme),
  • katagen (geçiş)
  • telogen (dinlenme) evrelerden geçerler. Anagen evrede saçlar 2-7 yıl geçirirken, kaşlar 4-7 ay geçirmekte… Anlayacağınız kaşlar daha çabuk uzuyorlar.

 

Telogen evre ise saçların 3 katı süreye yayılıyor. Kaşlar 3 ay dinlenme evresinde kalıyor. Her açıdan büyüme fazı yönünden kaşların avantajı altı çizilmesi gereken bir bilgi. Kaşların başka fonksiyonları da dikkatimizi çekiyor. Kaşların duyu iletimi ve immunolojik fonksiyonları var… Kaşlardaki kıl foliküllerinin dibinde  vücut savunma sisteminin önemli hücrelerinden olan monositlerin özgün bir türü olan Langerhans hücreleri, oldukça hassas oldukları bilinen Mast ve makrofajlardan oluşan immünolojik bir organizasyon vardır…

Kaşlar, derinin hemen altındaki mimik kasları ile muhteşem bir bütünlük oluşturur ve çok küçük nüanslarla birbirine zıt üzüntü-mutluluk, kızgınlık-sevinç, sevgi-nefret gibi ifadeleri ortaya koyabilir. 

Kirpikler insan bedenindeki kıl yapılarının en atipikleri olarak kabul edilir. Gerçekten diğer yapılara benzememektedir, örneğin hemen her zaman düzdürler, belirli bir açı ile yukarı ve aşağıya yönlenir. Bildiğimiz kadarı ile diğer tüm yapılar zamanla beyazlarken kirpikler beyazlamaz. Diğer tüm kıllar hormonlarla ilişkili iken kirpikler hormonlardan etkilenmez.

Kirpikler, daha anne karnındayken çıkmaya başlar. Aynı zamanda tüm göz kapağına değil sadece kapağın uçlarına lokalizedir. Hormonlardan etkilenmez. Aynı zamanda vücuttaki en koyu kıl yapısına sahip kirpikler yaşa bağlı depigmentasyondan (renk kaybı) etkilenmez. Kirpikler aynı zamanda piloerektor kaslara sahip değillerdir. Dolayısı ile otonom sinir sisteminden daha özelde sempatik sinir sisteminden etkilenmez.

Küçük farklılıklar olsa da kaşlar her kültürde çok önemli birer duygu ve iletişim aracı olarak kullanılmaktadır. 

Kaş ve kirpiklerin dış faktörlere karşı koruma fonksiyonu vardır. Bu dış faktörler ter, ışık, toz zerreleri, uçan küçük böcekler vs. olarak sayılabilir. Bu sayede günlük yaşamda bize ciddi bir konfor sağlamaktadır. Deri gibi bir koruması olmayan ve mukozası (ıslak derisi) doğrudan dış dünyaya açılan göz gibi hassas bir organın bu kadar naif iki kıl organizasyonu ile korunması da ayrıca düşündürücüdür.

Tüm bu fonksiyonları bi kenara bırakacak olursak hiçbir bilimsel veriye ihtiyaç duymadan kaş ve kirpiklerin estetik kıymetlerinin ne kadar yüksek olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz.

Bir insanın sevdiğine gözlerinin içi gülerek bakması ne güzeldir; bir insanın karşısındaki kişinin gözlerinde bir gülümseme oluşturması tariflerden uzaktır…

 

Estetik olarak güzellik kavramına hizmet eden kaş ve kirpiklerin aynı zamanda kişiliğimizi yansıtmak gibi özellikleri de vardır. Kaşlarımız jest ve mimiklerimizin şekillenmesinde, bize has karakter kazandırılmasında ciddi görev alırlar. Şekilli ve yüze uygun kaşlar, dolgun ve uzun kirpikler kelimelere ihtiyaç bırakmadan kişinin kendisini anlatmasını sağlayabilir, muhatabını etkileyen major faktörlerin başında gelir.

Özetle bu şekilde bahsedilebilecek kaş ve kirpiklerin fonksiyonu için yeterli araştırma yoktur. Kaş ve kirpik bakımı çoğu eğitimsiz kişi ve kuruluşların ürettiği eksik, yanlış yöntemlerle sürdürülmektedir. Halbuki güzellik sağlıktan ve fizyolojiye uyumdan doğan bir kavramdır. Bunun dışındaki yöntemlere itibar edilmemelidir.

Yazının hazırlanmasında emeği geçen Dr. ZDD’ye şükranlarımı sunarım…

 

Views All Time
Views All Time
174
Views Today
Views Today
1
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*