İçimizdeki Öküz

Buradan nasıl geriye döneceğiz, ayrılmak yerine nasıl birleşeceğiz gibi soruların cevabı artık daha sisli… Yan yana gelmeyi bırakın öyle derin bir ayrılık ki bu, mıknatısın iki kutbu kadar birbirini itiyor, ateş ve su kadar yan yana gelmiyor. Ne diriye saygı kaldı ne ölüye… Bir başkasının kutsalı sanki bizim kanlı bıçaklımız. Ötekileştirmenin zirvesi için her defasında “evet bu” dersiniz ama bu coğrafyanın insanı sizi her zaman şaşırtmayı başarır.

En iyisi okumak, yazmak ve susmak… Tartışmaya pek mahal kalmadı. Zira vaziyet tavşan, eşek ve aslan hikayesinden daha beter…

Tavşan ile eşek tartışmışlar. Tavşan demiş ki “çimen yeşildir”, eşek “hayır sarıdır.” İş uzayınca hakem olarak aslana gitmişler. Hakem iddiaları dinledikten sonra, tavşana bir ay ceza verir, eşeği serbest bırakır. Buna çok içerleyen tavşan sorar “aslan bey çimen yeşil değil midir?” “Evet öyledir” der aslan… “Peki bu ceza?”

“Eşekle tartıştığın için.” Tavşanın cezasının nedeni budur.

Bir kurban bayramını daha geride bıraktık. Yine iki uca savrulduk. Bir mevzu da olsun toplum karpuz gibi ortadan ikiye ayrılmasın, ne olur sanki!

Önce Müslümanların bu kutsal ritüelini “et bayramı”, “vahşet” gibi aşağılayıcı ifadelerle tanımlayanlara bir iki sözümüz olsun.

Bu insanların çoğu özgürlük, bağımsızlık ve serbestlikten yana insanlar. Masum bir kuzu fotoğrafını facebook sayfasına koyup “benim babamı yediniz, beni de mi yiyeceksiniz?” gibi ifadeler yazarak “kutsallık atfedilen bir ritüeli” aşağılıyorlar. Bu nefret dilidir, net bir nefret nedenidir. Benim için öyle değil ancak bir şartla…

Benim bu tepkiyi anlayabilmem için bazı sorular sormaya ve cevaplarını öğrenmeye ihtiyacım var. Misal, bu insanlar kuzu şiş ya da şimdilerde pek revaçta olan T-bone stick yerken o resimdeki kuzucuğun babasını değil de ebesini mi yiyorlar? Cevap evet ise o kuzucuğun ebesi hangi cins bir canlıdır?

Canan Karatay Hoca ciddi ciddi “sosis, salam zehir, sucuk yiyebilirsiniz” deyince içi rahatlayan insanlar, sosis ve salamın o kuzucuktan, sucuğun gergedan tozundan yapıldığını mı düşünüyorlar?

Renkli camı süsleyen, üzerine tuz ekmenin bile neredeyse felsefesinin uydurulduğu et kültürü bu kadar yaygın olduğuna göre nedir bu Kurban Bayramı alerjisi? Bayramda kesilen kurbanlıkların kanını, kesilmiş başını görünce veya gösterince mezbahaların cennet olduğunu mu hissediyorsunuz?

Siz hiç mezbahalarda hayvanlara nasıl muamele edildiğini gördünüz mü? İnsan ruhunun kurbanlık koyunlar gibi kesildiği yerlerdir mezbahalar. Sadece göz görmeyince gönül katlanıyor. Ben kendi gözlerimle gördüm, mezbahalar Kurban Bayramı’nda gördüğünüz ve rahatsız olduğunuz manzaralara rahmet okutur. Buna inanın.

Hepimizin içinde bir “öküz” var. Davranışlarımızda, düşüncelerimizde, fikirlerimizde… Başkalarına karşı bakış açımız, değer yargılarımız ve başkalarının değer yargılarını yargılama değerlerimiz hep bu öküzden nasipleniyor. Bu öküzden kurtulmamız, kanını akıtmamız, canını acıtmamız gerekiyor. 

“Abi sen nerede bulacaksın şehirde, bu hiç suni yem yememiş, gezerek beslenmiş halis süt kuzusu bunlar” diyen bir kasap ya da satıcının sözlerinden şunu mu anlıyorsunuz; al abi götür evine bağla balkona, sen ona bakarsın o sana, kuzu kuzu geçinirsiniz?

İnsanların kutsalları -elbette hurafe olmamak kaydı ile, kutsallarıdır. Bir işin kendisi doğru ancak onu icra edenler yanlış ise yanlışlık işin kendisinde değil kişinin kendisindedir. Müslümanlar yanlış yapıyorlar, kurbanın kurallarına uymuyorlar. Elbette hamile koyun kesilemez, belirli bir yaşın altındaki hayvan kurban edilmez.

Gösterişe girilmez, etlerin hepsi eve sokulmaz. Kışlık kavurma, sucuk ihtiyacı karşılanmaz. Benim haddime değil belki bunlar, ama şunu biliyorum Müslümanlar, en azından bir kısmı yanlış yapıyorlar. Kardeşliğe, paylaşmaya, kalp yumuşaklığına, veren elin alandan üstünlüğüne hizmet edecek, bizleri kan kardeşi yapacak bu kadar kıymetli bir vecibe taşra kültürüne, dinsel magazine kurban ediliyor.

Ne kesen daha dindar oluyor ne de kesmeyen dinden çıkıyor. Ama bu algı inananlar arasında salgın hastalık gibi dolaşıyor. Oryantal kültür her yerimizden vıcık vıcık akıyor. Kardeşlik yine bir başka kurban bayramına kalıyor.

Bizim aslında bir bayrama daha ihtiyacımız var; öküz bayramına… O bayramda herkes içindeki öküzü kurban etmeli… Canını yakmalı o öküzün, kanını akıtmalı. Bu yeni bayramda öküz kesmek herkese farz olmalı, zengin, fakir, sağcı, solcu, Alevi, Sünni ayrımı olmamalı…

Lütfen bu bayramı kutlayalım artık, içimizdeki öküzü kurban edelim; bayram o bayram ola.

İçimizdeki öküzü kurban edemedikten sonra bayram yok bize. O bayramı idrak edinceye kadar da “bir cahille tartışıyorsanız, o tartışmada iki cahil vardır” prensibi geçerli sanırım…

Views All Time
Views All Time
110
Views Today
Views Today
4
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*