Kahvemiz Üçü Bir Arada, İlacımız Beşi Bir Arada: Çok Fazla İlaç Tüketiyoruz Ama Tedavi Olamıyoruz.

İşte kronik hastalıkların kökünü kazıyacak muhteşem bir buluş daha; birbiri ile uyumlu, kavga etmeyen, yan etkileri indirgenmiş yepyeni bir kombinasyon, beşi bir yerde. En son hazır kahveyi üçü bir arada formuna getirmiştik. İlaç firmaları gıdacılardan hızlı çıktı.

Dahası, bu ilacı Amerikalı bilim adamlarının büyük buluşu olarak lanse ettiler. Şimdilik içeriği aspirin, tansiyon düşürücü üç ilaç ve bir de baş düşmanımız kolesterol düşürücü. Şöyle bir bakınca ilacın gerçekten buluş olduğunu ve hekimlerin işini çok kolaylaştırdığını rahatça anlıyorsunuz.

Nasılsa herkes hasta ve bir avuç dolusu ilacı her gün kullanmak zorunda kalıyor. Uzmanlık alanına göre her hekim repertuvara bir ilaç ekliyor. Ne gerek var böyle tehlikeli bir yaklaşıma. Beşi bir yerde ilaçlarımız var artık. Hastanın kanını sulandır, tansiyonunu ve kolesterolünü tek bir ilaçla düşür. Ben önce bu ilacı metabolik sendroma karşı ürettiklerini zannetmiştim; ancak içinde kan şekeri düzenleyici yok şimdilik. Ya da ikinci geliştirilmiş versiyonu olarak piyasaya çıkacak.

Bu ilaç en çok kardiyologların sonra da pratisyen hekim kardeşlerimizin işine yarayacak. Pek çok hasta birinci basamakta tedavi edilecek. Ancak sanırım bakanlık pratisyen hekimlere böyle bir ilacı (mucize olsa da) yazma yetkisi vermeyecektir. Böylece bu üstün kombinasyon uzman hekimlerin şifa dağıtma yöntemi haline gelecek, pratisyen hekimler de avucunu yalayacaktır. Kardiyologlar (illa da kan şekeri düşürücü de isterük diye tutturmazlarsa) bu ilacın abonesi olmaya adaydırlar. Belki glisemi kontrolü için halen dahiliye uzmanı veya endokrinolog ile hastayı paylaşmak zorunda kalabilirler.

Bence en büyük başarı ilacın kendisi değil, hastalar üzerinde oluşturduğu algı. Çok değerli meslektaşımız Doç.Dr. Kemal Yeşilçimen, “Hastalık üreten yaşam tarzımız nasıl değişir?” isimli yeni kitabında ayrıntılı olarak anlatıyor, asıl savaş algılar üzerinden veriliyor. Ne ürettiğiniz, ne sunduğunuz ya da nasıl bir tedavi yöntemi önerdiğiniz neredeyse hiç önemli değildir; önemli olan zihinlerde oluşturduğunuz algıdır. Ben de zamanında insan algılarının eseridir veya insan algılarının esiridir diye beylik (!) cümleler etmiştim. Hangisi daha doğru bilemediğim için ikisini de yazarak kendimi garantiye almıştım. Böylece algılar için acayip bir algı oluşturmuştum. Bu masum yaklaşımın vahşi bir yansımasıdır beşi bir yerde ilaç ile insanların zihninde oluşturulan.

İlacı üreten ülke kaynaklı yayınlar, 50 yaş üstü her iki kişiden birinin kolesterol sorunu olduğunu söylüyor ya da her iki kişiden biri kolesterol sorununa sahip olacak şekilde normal değerler belirliyor. Ancak asıl çarpıcı rakam hipertansiyonla ilgili; erişkinlerin %90’ının bir şekilde tansiyon hastası olacağı söyleniyor. Geçenlerde nöroloji uzmanı bir meslektaşımızın (Dr. Güçlü Ildız) sunusuna rastladım. Hipertansiyon için bir beyin hastalığı diye bahsediyor. Ne kadar sevindim yıllardır iddia ettiğim bir gerçeği bir nöroloji uzmanından da duyduğum için. Hipertansiyon beyin hastalığı olduğu içindir ki, çözümü hep periferde aranır. Geçmesin kardeşim hipertansiyon; hastalık dediğin ömür boyu sürer…Ve işte yeni ilacımız da hazır, müşteri bekliyoruz. Bir taşla kuş katliamı yapmaya hazırız. Çok hastayız ama ilacımız var; doktor yazar, devlet öder, hastalar da iyileşir. Bundan iyisi yok; varsa da bize uymaz.

Views All Time
Views All Time
177
Views Today
Views Today
1
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?