Kahverengi Yağ Dokusu Beyaz Yağ Dokusuna Karşı

Bir önceki yazımızı insan vücudunda iki tip yağ dokusu olduğu gerçeğine değinerek bitirmiştik. Beyaz yağ dokusunu hepimiz iyi biliyoruz. Oramızda buramızda biriken, şeklimizi bozan, bizi göbekli ve kalçalı gösteren yağ dokusu… İyi de biz çok yemezsek o olmaz ki, görüyorsunuz suçlu yine biziz.

Aslında bu doku da “sadece” kötü değil, hem atalarımız için hem de bizim için, bunu bir önceki yazıda anlatmıştık. Öncelikle beyaz yağın nerede depolandığı çok önemli. Bunun bir bulunma hikâyesi de var, ona da sıra gelir inşallah.

Beyaz yağ dokusu kadınlarda toplam vücut ağırlığının dörtte birini oluşturabiliyor demiştik. Erkeklerde ise onda biri kadarını. Yani yağlı olmak erkek için daha tehlikeli, kadın için o kadar değil. Sağlık açısından elbette. Estetik açıdan tam tersi; yani kadın bir gram yağ alacağına erkek bir kilo alsın. Ne olacak sanki!

Beyaz yağ dokusu için söyleyecek başka sözlerimiz de var; bu yağ dokusu erkeklerde olduğu gibi göbeğin etrafında birikirse (android tip şişmanlık, elma tipi şişmanlık) sağlık açısından büyük risk oluşturuyor. Ancak kadınlarda daha sık görüldüğü üzere kalça, basen bölgesinde birikirse (ginoid tip şişmanlık, armut tipi şişmanlık) o kadar da büyük risk oluşturmuyor. İki yağ aslında hem aynı hem değil; şöyle ki, yağ dokusu öyle durduğu yerde durmuyor. Yağlar devamlı yapılıyor ve yıkılıyor. Karın bölgesinde yıkılan yağlar toplardamarlara geçtiğinde mutlaka karaciğere uğramak zorunda kalıyor, çünkü damarlar karaciğerin toplardamarına (portal ven) dökülüyor. Karaciğer de bunlar yağ dokusundan mı geliyor yoksa yeni tüketilmiş barsaklardan mı geliyor fark edemiyor, ha bire uğraşıyor yağlarla. Sonuçta hem yoruluyor, hem kendisi yağlanıyor. Kısaca böyle.

En başta gluteofemoral ciltaltı yağ dokusu; kadınlarda daha çok görülüyor, büyük bir sağlık riski oluşturmuyor ancak estetik olarak sıkıntı verici. ikinci sırada karın bölgesi var; bu sevimsiz. Üçüncü sıradaki artık yuvarlak hale gelmiş. Son sıradaki en tehlikeli olanı; yağlar karın içindeki organların etrafını sarmış. Hepsi beyaz yağ dokusu…

Ancak kalça, basen bölgesindeki yağlar karaciğere uğramadan dolaşıma katılıyor. Zaten oradaki yağlar çok aktif değil, daha sakin bir doku. Böylece iki şişmanlık arasında (iki kişinin kiloları aynı olsa bile) sağlık açısından büyük bir fark oluşuyor. Zaten kadınlar da erkeklerden epeyce uzun yaşıyor… Ama her iki dokunun da asıl vazifesi “vücuda fazla alınan enerjiyi yağ formunda depolamak” (1).

Gelelim kahverengi yağ dokusuna… Bu dokunun asli görevi yağ depolamak değil, yağları yakmak! Evet yanlış duymadınız yakmak, eksiltmek, azaltmak. Çünkü asli vazifesi “Isı üretmek” (2). Bu noktada yine eskilere dönmek zorundayız.

Solda beyaz yağ hücresi, sağda kahverengi… Beyaz yağ hücresinin asli görevi enerjiyi yağ türünde depolamak. Kahverenginin ise yağ yakmak. Renginin kahverengi gözükmesinin nedeni, bolca mitokondrisi yani enerji santrali olmasından… Dikkat ederseniz yağ damlacıkları (bej rengi olanlar) daha küçük ve bir sürü enerji santrali var. 

Şöyle ki; şimdilerde herkes sıcacık veya klimalı hastane odalarında doğum yapıyor. Pekiyi hep böyle miydi? Hayır, atalarımız dağda, tarlada, bahçede doğum yapmışlar. Bazen yazın sıcağında bazen kışın ortasında… Düşünün kışın ortasında ısınma imkânı olmayan veya yeterli olmayan bir yerde sıcacık ana karnından bir bebek dünyaya geldi. Eğer yeterli ısı üretemezse hayati organlarını koruyamaz ve çocuk ölümle yüz yüze kalabilir. Tanrı bunun için yeni doğanların vücuduna ve özellikle hayati organların etrafına kahverengi yağ dokusu koymuş, dünyadaki ilk zamanları, ilk aylarında donarak ölmesin diye. İşte bu doku vücut sıcaklığımız düştüğünde yağları yakarak bize ekstra ısı üretir ve vücut sıcaklığını sabit tutmaya çalışır. Biliyorsunuz vücudumuzun iç sıcaklığı yaklaşık 36.5±.0.5 santigrat derecedir. Kırkın üstüne çıktığında havale geçiririz, 34’ün altına düştüğünde de önce uykumuz gelir, sonra uyur ve bir daha uyanamayız. Bebek bunları nereden bilsin; o zamanlar anneler nereden bilsin. İşte bu kahverengi yağ dokusu bu vücut sıcaklığı düşmelerine karşı çok önemli bir sigorta.

Yenidoğanlarda ısı üreten kahverengi yağ dokusunun bulunduğu yerler. Dikkat ederseniz hayati organları çevrelemişler. Akciğerleri, kalbi, böbrekleri ve ana damarların etrafını… Yenidoğan için dünya sevimsiz bir yerdir, yavru korunaksızdır. Hayati organları ısı şokundan kahverengi yağ dokusu korur. 

Eskiden sadece yenidoğanlarda var sanılırdı şimdi biliyoruz ki, erişkinlerde de az ama var. Eğer kahverengi yağ dokusu miktarımızı artırabilirsek hem metabolik olarak daha sağlıklı oluyoruz hem de zayıflamamıza yardımcı oluyor (3).

Beyaz yağ dokusu soğuğa, egzersize ve bazı kimyasallara maruz kalırsa kahverengiye dönüşebiliyor.

 

 

Erişkinlerde kahverengi yağ dokusunun dağılımı… Böbreklerde ve omuzlarda var (solda). Ancak eğer erişkin bir kişi soğuğa maruz kalırsa kahverengi yağ dokusu hızla artıyor (sağda). 

 

Kahverengi yağ dokusu göbeğimizde veya kalçalarımızda değil, cildin hemen altında ve iki kürek kemiği arasında, sırtımızda, omuzlarımızda koltuk altlarımızda bulunuyor. Yeni doğanlarda ise ana damarların etrafında da bolca var; damarlardaki kan soğumasın diye…

Erişkinlerde kahverengi yağ dokusunun bulunduğunun anlaşılması kadar büyük bir buluş da beyaz yağ dokusunu bazı yöntemlerle kahverengiye dönüştürebiliyor olmamız. Hala heyecanlanmadınız mı?

Çok önemli bir deney; bir grup fare on gün boyunca 28 dereceye ötekisi 6 dereceye maruz bırakılmış. Sıcakta yaşayanda az miktarda kahverengi yağ dokusu görülürken, soğuğa maruz kalanda neredeyse tüm yağ dokusu değişime uğramış ve beyazdan kahverengiye dönmüş (4 nolu referanstan). 

İlk çalışmalar her zamanki gibi fareler ve sıçanlar üzerinde yapılıyor (4). Onlarda bu dönüşüm ispat edildikten sonra gönüllülerde bazı çalışmalar yapılıyor ve aynı sonuçlar teyid ediliyor (5). Bu işin derin sırlarını burada yazmayacağım. Ama size şunu önerebilirim.

Hasta olmayacak kadar üşüyün; evet üşüyün…

İkincisi bol bol egzersiz yapın ve kat kat giyinmeyin.

Üçüncüsü sıcak su ile duş almayın, dayanabileceğiniz kadar soğuk (ılık yani) su ile duş alın… Aman kendinizi hasta etmeyin. Özellikle soğuk su ile duş alarak beyaz yağ dokunuzu kahverengiye çevirebilirsiniz. Bu mekanizma erkeklerden çok kadınlarda çalışıyor ve yağ kaybetmenize yardımcı oluyor. Bir takım kimyasal maddeler de var ama siz onları boş verin.

Hepinize sağlıklı üşümeler.

 

  1. http://endocrinology.org
  2. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  3. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  4. http://physiology.org
  5. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
Views All Time
Views All Time
281
Views Today
Views Today
4
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*