Kelebek; Henri Charriere

Genç adam işlemediği bir cinayetten dolayı müebbet kürek cezasına çarptırılır. Öyle bir umutsuzluğa düşmüştür ki bir üst mahkemeye bile başvuramaz. Toplum artık onu gözden çıkarmış ve vicdanında da mahkûm etmiştir.

Uğradığı haksızlık onda büyük bir nefret ve hınca sebep olur. İmkansızın peşine düşer ve çok az insanın sağ kalmayı başarabildiği Fransız Guyanası cehenneminden kurtulabilmek için defalarca başarısızlığa uğrasa da tam on üç yıl amansız bir mücadele verir.

Bu süreçte modern (!) sistemin kokuşmuş uygarlığını daha iyi tanır ve gerçek medeniyetle karşılaşır; cüzzamlıların, Kızılderililerin ve balıkçıların samimi, art niyetsiz, parayla satın alınamayacak uygarlığıyla…

Başından geçenleri kitaplaştırdığı Kelebek isimli romanı dünyada büyük bir beğeni toplamış ve daha sonra filme de çekilmiştir. Tüm gençlerin bu kitabı -bazı bölümlerinde biraz sıkılsalar bile, mutlaka yaş fazla ilerlemeden okumalarını öneririm.

Kitaptan bir iki alıntı yapıp, asıl anlatma nedenim olan uyuşturucu ve bağımlılık konusuna geleceğim.

Bir papaz genç adamı teselli etmektedir:

“… Tatlılıkla, büyük bir tatlılıkla, hep ellerimi avuçlarında tutarak benimle o kadar yumuşak konuşuyor ki, neredeyse mırıldanıyor: Tanrı, ara sıra, çocuklarının, insan kötülüğüne katlanmalarını ister. Amacı da, kurban olarak seçtiği kişinin bu deneyden daha güçlü ve soylu olarak çıkmasını sağlamaktır. Görüyor musun yavrum, bu acılara göğüs germek zorunda kalmasan asla böylesine yükselemez, Tanrı’nın gerçeğine bu kadar yaklaşamazdın. Daha da öte: insanlar, yönetim şekilleri, değişik yollardan işkence yapıp kara çalan yaradılışta kötü kişiler, sana yapabilecekleri yardımın en büyüğünü yaptılar. Sende, ilkinden çok üstün yeni bir varlık yarattılar. Bugün şeref, iyilik, yardımseverlik gibi kavramları benimsemiş, bütün engelleri aşacak gücü kendinde bulup üstün biri olmaya karar vermişsen bunu onlara borçlusun. İntikam almak, herkesi sana yaptığı kötülük ölçüsünde cezalandırmak gibi düşünceler senin gibi bir insanda gelişme ortamı bulamazlar. Haklı olduğunu da bilsen kötülük yapmak için yaşamayacak, insanları kurtarmaya çalışacaksın. Tanrı sana karşı cömert davrandı: “Sen kendine yardım et, ben de senin yardımcın olurum” dedi. Her bakımdan yardımcı olduğu gibi, başka insanları da kurtarıp özgürlüğü kavuşturmana fırsat verdi, işlediğin bütün bu günahların sanıldığı kadar sanıldığı kadar ağır olduğuna da inanma. Toplumun üst kademelerinde yer alan ve seninkilerden çok daha büyük günahlar işleyen nice insanlar var. Yalnız onlar, insanların adaleti tarafından verilen ceza ile, senin gibi, yücelme imkânı bulamadılar” (s. 145).

Charriere defalarca sürgünden kaçar yeniden yakalanır, daha ağır cezalara çarptırılır. Ancak asla vazgeçmez. Günlerce süren ve insanı kolaylıkla ölüme sürükleyebilecek bazı durumlardan yerlilerin kendisine tavsiye ettiği bazı önlemleri alarak kurtulur. Bu bölümleri kitaptan alıntılayarak sunuyorum.

Yerliler tropikal ve çok zor bir coğrafyada nasıl hayatta kalınacağına dair bir kültür geliştirmiştir. Hapishanede duygusal durumu dalgalanan bir arkadaşına getirilen yaprakları fark ediyor. Charriere bu yaprakların koka bitkisine ait olduğunu anlıyor. 

Henri Charriere kokainin etkilerini herhangi bir tıp kitabından çok daha güzel anlatıyor. Kafası bozulunca (beynin dopamin düzeyi düşüp, ödül merkezi uyaransız kalınca) çiğniyor bir tane, yapraklardaki kokain ödül merkezini uyarıyor, kendini daha iyi hissediyor. 

Uzun bir yolculuğa çıkıyor arkadaşı Antonio ile (firar)… Kokaini aldıktan sonra tüm beyni alarma geçiyor, kendini iyi ve güçlü hissediyor (high), ne yorgunluk ne uykusuzluk. Kokainin bir başka etkisi sempatik stimülasyon, yani kalp hızlı çalışıyor, kaslar kanlanıyor ve güçlü kasılıyor, kişi yorgunluğunu fark etmiyor… Göz bebekleri kocaman açılıyor… Yazar daha sonra kokainin çekilme etkilerini de anlatıyor. Günlerce uyuyor ve depresyona giriyor. Hep koka yaprağı çiğnemek istiyor ancak bağımlı olacağı korkusu ile bununla mücadele ediyor.

 

 

Koka ağacı, Erythroxylaceae familyasından Bolivya, Peru ve Sri Lanka gibi tropik bölgelerde yetişen, 1-2 metre boyunda çalı tipli bodur bir ağaçtır. Çiçekleri küçük ve sarımtraktır. Meyveleri tek çekirdekli olup kırmızı kiraza benzer. Yapraklarında sadece kokain değil bolca kafein de bulunur. 

Yerliler ve Henri Charriere bilir de Coca-Cola bilmez mi… Bakınız ilk zamanlardaki kola reklamlarından bir tanesinde ne diyorlar; Bu entelektüel ve sakinleştirici bir içecektir. Coca bitkisinin ve cola çekirdeklerinin tonik ve sinir uyarıcılarını içerir… Bu içecek baş ağrısı, nöralji, histeri ve melankoli gibi sinir rahatsızlıklarını TEDAVİ eder. Bu ifadeler tamamen düşük doz (!) kokainin etkilerine uymaktadır. Firma daha sonra coca bitkisinin yapraklarından kokaini tamamen ayırdığını ve sadece kafeinin kaldığını deklare etmiştir. Ancak yine de kola bağımlılığı var mıdır yok mudur sorusu insanların kafasını halen tırmalamaktadır…

Kitabın özgün adı; Papillon, Henri Charriere

Türkçesi; Kelebek

Türkçeye çeviren; Aydın Emeç

Yayıncı; E Yayınları, 9. Baskı, 2014

Views All Time
Views All Time
174
Views Today
Views Today
4
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*