Milgram Deneyi; Vicdan, Vicdansızlık, Sosyal Psikoloji, Otoriteye Boyun Eğme

İnsanoğlu garip bir yaratık. Tarih boyunca en vicdanlısından en kalitesizine kadar her nevisi arz-ı endam etmiş dünyada. Katiller, caniler, diktatörler, teröristler bir tarafta fedakarlar, iyi insanlar, peygamberler diğer. Vicdan çan eğrisinin her bir noktasına milyonlarca insan yerleşmiş.

İnsan inançları ve değerleri ile var; bunlar olmayınca geriye kalana ne demek lazım bilemiyorum. Ne demek lazım geldiğini bilmesem de onları anlatmak gereği duyuyorum. Açıktan kötü olan insanlardan daha çok vicdanlarıyla başbaşa kalmaktan korkan, vicdani değerleri ile çelişmesine rağmen -bir tercih olarak- vicdansızlığı seçen insanlar üzerinde durmaya değmese de irdelemeye değer geliyor bana.

İkinci Dünya Savaşı bitip de Batı yeniden bilime kucak açtığında pek çok gelişme çıkmış ortaya… Tıpta, teknolojide ve sosyal hayatta. Batı, dünya savaşlarından epey ders çıkarmış; insanı daha iyi anlamaya çalışmış, onun ruhunun ve vicdanının derinliklerine olta sallamış. Bunlardan bir tanesi de Yale Üniversite’sinin ünlü sosyal psikologlarından Dr. Stanley Milgram (1933-1984). Dr. Milgram kendi adıyla anılan bir seri deneyin tasarlayıcısı… Yale’de çalışmaya başlamadan önce Harvard Üniversitesi’nde sosyal psikoloji üzerine doktora çalışmasını tamamlamış.

Dr. Stanley Milgram (1933-1984), tıp tarihinin en tartışmalı deneylerinden bir tanesine imza atmıştır. 51 yaşında kalp krizinden vefat etmiştir. Yaptığı deneyin sonuçları ilk başlarda biliminsanlarını şaşırtsa da, toplumsal gerçeklerle örtüşmektedir: “İnsan eğer vicdanı güçlü değilse, otorite karşısında zayıf, vahşi bir canlıdır.”

Milgram deneyleri, insanların otorite sahibi bir kişi veya kurumun isteklerine, kendi vicdani değerlerine aykırı olmasına rağmen itaat etmeye ne derece istekli olduklarını ölçmek için tasarlanmış bir seri deneyin ortak adı…Deney şu sorunun cevabını aramıştır; size otorite tarafından emir verildiğinde başka insanlara ne kadar acı verebilirsiniz? Sahi siz ne kadar acı verebilirsiniz hiç düşündünüz mü?

Deneyin ilk sonuçları 1963’te Anormal ve Sosyal Psikoloji Dergisi (Journal of Abnormal and Social Psychology dergisindeki makalesiyle tanıtmış ve büyük tartışmalara neden olmuştur (1). Daha sonra araştırma sonuçlarını 1974’te yayımladığı Otoriteye İtaat: Deneysel Bir Bakış (Obedience to Authority; an Experimental View) isimli kitabında ayrıntılarıyla anlatmıştır (2).

Dr. Milgram’ın kitabı; Otoriteye İtaat (1974).

Milgram deneyleri Nazi Almanya’sının kudretli subaylarından ve Yahudi soykırımından sorumlu  Adolf Eichmann’ın nazi savaş suçlusu olarak yargılanmasının ardından başlatıldı (1961).

Otto Adolf Eichmann, Nazi Almanyası’nın Yahudiler konusundaki politikasının belirlenmesinde önemli katkıları olan ve bu konudaki Nazi uygulamalarında etkin rol oynayan bir Alman subaydır. Yüz ifadesinden ne kadar vicdansız olduğunu anlamak zordur. Ancak otorite karşısında vicdanı sonsuz susmuştur. Daha sonra savaş suçlusu olarak yargılanmış ve 1962 yılında idam edilmiştir. Hitler ile adaş olan Eichmann’ın hayatı filme de çekilmiştir (2007).

Dr. Milgram,  şu soruya cevap arıyordu: “Eichmann ve Yahudi Soykırımında yer alan yüzbinlerce yardakçısı sadece onlara verilen görevi yerine getiriyor olabilir miydi? Onların hepsi yardakçılık suçuyla suçlanabilir miydi?”

Milgram ulaştığı sonuçları 1974 tarihli makalesi “İtaatin Tehlikeleri”nde (The Perils of Obedience) özetledi (3):

“İtaatin hukuksal ve felsefesel (dini) açılardan devasa önemi bulunmaktadır, ancak bunlar çoğu insanın somut durumlarda nasıl davrandığı konusunda fazla bilgi vermez. Yale Üniversitesi’nde sıradan bir insanın sadece bir deney bilimcisinden aldığı emirle başka bir insana ne kadar acı çektirebileceğini ölçmek için basit bir deney düzenledim. Katılan deneklerin güçlü vicdani duyguları ile saf otoriteyi çeliştirdim ve kurbanların acı dolu çığlıklarının eşliğinde genellikle otorite kazandı. Yetişkin insanların, bir otorite makamının komutası doğrultusunda her şeyi göze almakta gösterdikleri aşırı isteklilik, çalışmamızın acilen açıklama gerektiren en önemli bulgusudur.”

Dr. Milgram şöyle devam ediyor; “Sıradan, sadece görevlerini yapan, kendi başlarına vahşi işlere kalkışmayan ortalama insanlar, korkunç bir yok etme işlemine rahatlıkla entegre olabiliyorlar. Ayrıca parçası oldukları faaliyetin ve yaptıkları işin yıkıcı sonuçlarını apaçık görmelerine rağmen, temel ahlaki değerleriyle çelişen bu görevlerde pek az kişinin otoriteyi reddetme potansiyeli olduğunu gözlemlemiş bulunuyoruz.”

Hikayenin devamı bir sonraki yazıda…

  1. http://psycnet.apa.org
  2. http://www.shimer.edu
  3. https://studylib.net
Views All Time
Views All Time
292
Views Today
Views Today
1
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*