Ozon Tedavisi, Kan Ozonlanması, Major Otohemoterapi: Kan Ozon ile Karşılaştığında Ne Olur? Ozon Tedavisi Zararlı mıdır?

Ozon tedavisinin halk arasındaki bilinirliği artmaya devam ediyor. Hekimler arasında hala bilgi eksiklikleri var. Hastalarına acayip sözler söylüyorlar. Umut tacirliği demek istemesem de, sözlerde epeyce yanlışlık ve abartı var.

Ozon tedavisi zaten hastaya yeterince yarar sağlıyor; böyle sözlere gerek yok bence. Bazı hekimler diyor ki, hastalar böyle sözler duymak istiyorlar, onun için söylüyoruz. Ben de hem hekimlere hem hastalara söyleyecek söz olsun diye “Kan ozonlandığında oluşan reaksiyonlar hakkında” bilimsel bir bakış açısı getireyim dedim; buyurun.

 

Kan ozon-oksijen ile karşılaştığında gerçekleşen biyokimyasal reaksiyonlar;

Ozon tedavisinin ana uygulaması olan major otohemoterapide (kanın vücut dışına alınarak ozonlanması) 50-200 ml kadar kan eş hacimde, ozon/oksijen oranı hekim tarafından belirlenmiş gaz karışımı ile vücut dışında karşılaşır. Kan ozon/oksijen ile karşılaştığında aşağıdaki biyokimyasal reaksiyonlar olur.

Oksijen Henry Kanunu gereği çözünür ve 5-10 dakika içinde venöz kan içindeki hemoglobini tamamen doymuş (satüre) hale getirir. Plazmada çözünen oksijen de  ortalama oksijen basıncını 350-400 mmHg’a çıkarır. Bu nedenle ozon/oksijen karışımı ile karşılaşan kanın rengi açılır. Hastalar bunu kanlarının temizlendiği şekilde algılarlar; oysa kan pis değildir ki temizlensin.

Vücut dışına alınmış kan, özel vakumlu şişelerin içinde önce pıhtılaşmaması için bir sıvı ile karıştırılır (Na sitrat veya heparin) daha sonra ozon jeneratörünün ürettiği ve oranını hekimin belirlediği (pratikte 10, 20, 60 gama gibi rakamlar kullanılır (gamma litrede microgram ozon). Ozon kararsız ve radikal yapıdadır. Kan sıvısında hemen bozunur ve O+O2 oluşturur. 

 

Ozon sıvılarda oksijenden yaklaşık 10 kat daha kolay çözünür; ancak Henry Kanunu’na uymaz. Bunun nedeni plazma ile karşılaştığında saniyeler içerisinde moleküler oksijen ve oksijen radikaline dönüşmesidir (O3+Kan Plazması=O2+O.).

Böylece kan ozon ile karşılaştıktan birkaç saniye sonra kan plazmasında hiç ozon kalmaz. Bu nedenle organizmaya kan yolu ile ozon vermenin pratikte imkânı yoktur. Ozon/oksijen karışımı kan ile karşılaştıktan ve belirli bir süre beklendikten sonra kişiye aynı yolla geri verilir (reinfüzyon). Reinfüze edilen kan aşağıdaki özelliklere sahiptir.

  • Ortaya çıkan oksijen radikalleri (O.)(O3+Kan Plazması=O2+O.)  plazmanın suyu ile reaksiyona girerek hidrojen peroksit (H2O2) oluşumuna neden olurlar. Hidrojen peroksit organizmada bilinen en önemli ikinci habercilerden bir tanesidir. Plazmada yüksek konsantrasyonda oluşur ve hızla şekilli elemanların (yani kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin) içine girer. Major otohemoterapinin tedavi edici etkilerine aracılık eden en önemli habercilerden bir tanesi oluşan bu hidrojen peroksittir.

 

Çalışmamızda çizdiğimiz ve kullandığımız bir şekil. Ozon oksijen karışımı kan sıvısı ile karşılaştığında şekildeki reaksiyonlar olur. sonuçta iki ana haberci, sinyal iletici molekül grubu ortaya çıkar; hidrojen peroksit ve okside yağ parçacıkları (şekilde H2O2 ve LOPs). Bu iki haberci vücutta bir alarm reaksiyonuna neden olur. Hidrojen peroksit kısa ömürlüdür ancak LOPs tüm vücuda kan yoluyla yayılır ve haberi her yere taşır. 

  • Ortaya çıkan oksijen radikallerinin ikinci hedefi plazmadaki çift bağdan zengin moleküllerdir (özellikle sülfidril gruplarından zengin). Bu moleküllerin çoğu plazmanın antioksidan kapasitesinin önemli bir bölümünü oluşturan üre, ürik asit ve albumindir. Antioksidan özelliği olan bu moleküllerin ozon aracılığı ile oksitlenmesi kan plazmasının redoks dengesini geçici olarak değiştirir ve terapötik şok (tedavi edici şok oksitlenme) denilen sürece neden olur. Kanın şekilli elemanları bu duruma antioksidan ve antiinflamatuar yolaklarla reaksiyon gösterirler. Major otohemoterapinin (kan ozonlanmasının) tedavi edici etkilerine aracılık yapan en önemli süreçlerden bir tanesidir.
  • Bunların yanında çoklu doymamış yağ asitleri (PUFA) ile de aynı reaksiyona girerek, LOP (lipids oxidation products) adı verilen okside lipid ürünleri oluştururlar. Bu ürünler dolaşıma girdikten sonra tüm dokulara yayılır ve başta immun sistem ve kemik iliği olmak üzere aktivasyon artışına ve alarm durumuna neden olurlar.

Ozon sayesinde üretilmiş olan okside lipid parçacıkları (LOPs) uzun ömürlüdür ve kan yoluyla tüm vücuda yayılarak dokuları alarma geçirirler. Hangi dokuda hastalık/bozukluk/iyi çalışamama durumu varsa orada bir tamir sürecini başlatırlar. 

  • Tüm ozon saniyeler içerisinde plazmada tüketilir ve terapötik tedavi aralığında uygulanan ozon gazı hiçbir zaman kanın şekilli elemanlarına ulaşamaz.
  • Üretimine neden olduğu hidrojen peroksit ve okside lipid ürünleri sayesinde vücutta bir alarm reaksiyonuna neden olur. Başlayan bu alarm reaksiyonu vücutta nerede hastalık/arıza/sorun olduğunu araştırmaya başlar.
  • Araştırmaların sonucunda alarma neden olan ve dışarıdan verilen ozonun kaynağı bulunamaz ve hastalık/arıza/sorunun olduğu doku tespit edildikten sonra, alarma oranın neden olduğu düşünülerek dokuda iyileştirici, tamir edici bir süreç başlar.
  • Sonuç olarak ozon tedavisi bir nevi aşılama mantığı ile çalışır. Kanda küçük bir sorun oluşturulur (sütün mayalanması gibi)… Oluşturulan bu sorun vücutta rahatsızlığı olan yerin tamir edici sistemler tarafından fark edilmesine neden olur (vücudun rahatsızlığı fark etme algısı yükselir), duyarsızlık ortadan kalkar ve tamir süreçleri başlar.

Konu hakkında yaptığımız çalışmaya (Kan ve Ozon) linkinden ulaşabilirsiniz.

Views All Time
Views All Time
528
Views Today
Views Today
5
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

1 geri izleme / bildirim

  1. Kanser Tedavisi, Yüksek Doz C Vitamini… Yüksek Doz C Vitamini Neye Yarıyor?

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*