Parkinson Hastalığı Nedir, Tedavisi ve Tango!

Kutsal (!) veri tabanımız Pubmed’de gezinirken karşıma çok enteresan bir makale çıktı. Merak edip inceledim. Konu Arjantin tangosunun Parkinson hastalığının bulgularını geriletip geriletmediğine dairdi (1).

Parkinson ilerleyici, yaşla birlikte görülme sıklığı artan nörodejeneratif bir hastalık. Kasların hareketlerini bozuyor, ayakta durmayı ve yürümeyi güçleştiriyor. Daha pek çok bulgusu var. Uyku ve duygu durum bozuklukları da tabloya eşlik edebiliyor.

 

Tipik bir Parkinson hastası… Ellerde titreme en yaygın bulgulardan bir tanesidir. Yüzü donuk, dizler ve dirsekler biraz kırık ve öne eğiktir. Hasta hareket etmekte zorlanır, kaslarını estetik ve uyumlu olarak kullanamaz. Adım atmakta güçlük çeker. 

Hastalığın tarihi eski; ilk olarak Dr. Galen tarafından M.Ö. 175 yılında tanımlanmış. O tarihten 1800’lü yıllara kadar pek üzerinde durulmamış. 1817 yılında İngiliz bir hekim olan James Parkinson konu hakkında yaptığı gözlemleri kaleme alıyor. Daha sonra bu şahsın yaptığı inceleme ve çalışmalara atfen hastalığa Parkinson’un Hastalığı ismi veriliyor.

Dr. James Parkinson ve hastalığı tanımladığı çalışmasının kapağı.

Konuyu dağıtmayalım; Parkinson hastalığındaki hareket kısıtlamaları ve denge problemlerini çözmek için değişik türde kas faaliyetleri yapılıyor. İşte bunlardan bir tanesi de tango! Evet özellikle hastalığın erken evrelerinde tango yapmaya başlayan hastalar bu faaliyetten fayda görüyorlar. Makale bununla ilgili…

Arjantin tangosunu 1990’lı yıllarda Al Pacino yeniden popüler yapmıştır. Kadın Kokusu (Scent of a Woman) isimli filmde canlandırdığı kör bir subay rolü ile en iyi erkek oyuncu Oscar’ını almıştı (1992). O filmde meşhur bir tango sahnesi var; kör subay genç bir kızla tango yapar. Dans oldukça etkileyicidir. O sahneyi (Scent of a Woman dans sahnesi) linkinden izleyebilirsiniz.

Konuyu okurken aklıma “İlk Türk Tangosu” geldi. Garip bir çağrışım ama ilk Türk tangosu aynı zamanda en meşhurlardan bir tanesi.

“Mazi kalbimde bir yaradır.” Hatırladınız mı?

Bakın sözleri ne kadar etkileyici…

Ben de gönül çektim eskiden
Yandı hayatım bu sevgiden
Anladım ki bir aşka bedel
Gençliğimmiş elimden giden

Önünde ben geldim de dize
Yâr olmadı bu kimse bize
En nihayet düşüp can verdim
Gözündeki yeşil denize

Sarmadımsa da belden, geçmedim bu emelden
Bir hazin maceradır onu aldılar elden
Başkasına yâr oldu, eller bahtiyâr oldu
Gönlüm hep baştan başa viran bir diyâr oldu

Mazi kalbimde bir yaradır
Bahtım saçlarımdan karadır
Beni zaman zaman ağlatan
İşte bu hazin hatıradır

Ne göğsünde uyuttu beni
Ne bûseyle avuttu beni
Geçti ardından uzun yıllar
O kadın da unuttu beni

Sarmadımsa da belden, geçmedim bu emelden
Bir hazin maceradır onu aldılar elden
Başkasına yâr oldu, eller bahtiyâr oldu
Gönlüm hep baştan başa viran bir diyâr oldu.

Sözleri Necdet Rüştü Efe Tara (1900-1969) tarafından yazılan bu tango, Necip Celal Andel tarafından bestelenmiştir. Tango 1932 yılında dönemin meşhur seslerinden Seyyan Oskay (1913-1989) Hanımefendi tarafından okunmuş ve çok beğenilmiştir. İlk tangonun ilk versiyonunu (Seyyan Hanım, Mazi Kalbimde Bir Yaradır) linkinden dinleyebilirsiniz. Eğer Seyyan Hanımefendi’nin taş plaktaki sesini beğendiyseniz, bir de “yıldızların altında” yorumunu dinleyin derim (Seyyan Hanım, Yıldızların Altında).

 

Seyyan Oksay gençliğinde oldukça güzel bir kadınmış. Tangoyu bu kadar güzel söylemesini belki de bakışlarına hüznü iliştiren mazisine borçludur…

 

Seyyan Hanım’dan sonra bu tangonun hakkını veren sanatçı ise tartışmasız İncesaz ekibinin solisti Dilek Türkan Hanımefendi’dir.

Bilirsiniz solistler şarkıları her zaman aynı şekilde okuyamaz; ambiyans önemlidir. Eğer bu “ilk Türk tango”sunu Dilek Türkan’dan dinlemek isterseniz, Macar Senfoni Orkestrası eşliğinde söylediği versiyonu tercih etmelisiniz (Dilek Türkan ve Macar Senfoni Orkestrası, Mazi Kalbimde Bir Yaradır). O yorumda gerçekten “mazisinin kalbinde bir yara” olduğunu hissettiriyor. Seyirci yorumu o kadar beğeniyor ki dakikalarca ayakta alkışlıyor.

Aslında sözler bir erkeğin bir kadına sitemi üzerine yazılmış; ancak en iyi söyleyen iki solist de kadın. Bir de Esin Engin vardı bu tangoyu söyleyen, o zamanlar ben çocuktum sevmezdim ancak rahmetli ablam pek severdi.

Sözlerin yazarı Necdet Rüştü Efe ile yarı meslektaş sayılırız. Tıp Fakültesinde üç yıl okuduktan sonra olasılıkla “Bu ülkede doktorluk yapılmaz.” öngörüsü sayesinde ayrılmış ve başka işlerle meşgul olmuştur. Nur içinde yatsın.

İşte efendim bir tango hikayesi…

  1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
Views All Time
Views All Time
459
Views Today
Views Today
3
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?