Saç Organı

Şimdi denilebilir ki “Saça da organ mı denir!”. Aslında denilir, hem de çok güzel denir. Burada kastedilen saçın sadece kıl kısmı değil, asıl işlemin gerçekleştiği “saç follikülü” dür.  Her organın temel bir görevi olduğu gibi bunun da var. Bu da adından da tahmin edilebileceği gibi “saç” oluşturmak ve devamlılığını sağlamak.  Daha da ayrıntısına girmeden önce biraz daha büyük resme bakmamızda yarar var diye düşünmekteyim.  Buyurun size büyük resim…

 

Saç bir organ; hem de görüntüsünün tam tersine, sofistike (karmaşık) ve tüm organizma ile irtibatlı, ondan etkileniyor. Duyguları var, küsüyor ve kızıyor. Hele kadın saçı aynı kadın gibi; bir küsüyor pir küsüyor ve çok zor barışıyor. Kendince barışmak için pırlanta set, tek taş istiyor. 

Dışardan bakıldığında sadece kıl, tüy ya da saç denilip geçilebilir. Ama içeriye baktığımızda gördüğümüz resim oldukça farklı. Follikülün yoğun bir beslenme ağı var. Buradan pek çok çıkarım yapılabilir. Buyurun size birkaç tanesi: Her follikülün kılcallarla desteklenmesi ne kadar önemli olduğunu gösterir. Bir diğeri ise vücudunuzun en uzak yerinde gerçekleşen bir olaydan sistemik dolaşıma (kan) geçen haberciler aracılığı ile saç folliküllerinin etkilenmesidir. Şekilde bir diğer dikkat çeken yapı ise ”erektör pili kası”dır.  Şimdi saçın da kası mı olur denilebilir. Evet oluyor. Şöyle ki hani korktuğumuz, irkildiğimiz anda “Tüylerim diken diken oldu.” diye bir tabir var ya işte diken diken yapan yapı bu kaslar. Dikkatli bakıldığında erektör pili kasına giren küçük sinir uzantılarını göreceksiniz. Hani korkma ve irkilme durumunda tüyleri diken diken yapan uyarıları sinir sisteminden bu uzantılar taşır. Şekilde dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise “sebase bezler”dir. Sebase bezler aslında başlı başına bir konu olmasına karşın biraz değinmeden geçmeyelim. Sebase bezleri “sebum” dediğimiz salgıları ile özleştirebiliriz. Bezin iç yüzünü döşeyen epitel hücrelerinden sentezlenen ve bu sebum dediğimiz salgının görevleri saymakla bitmez. Ama nasıl ve nereye salgı yapacak?

Tüylerinizi diken diken yapan piloerektör kas saç organının en önemli parçalarından bir tanesi… Sebase bezleri boşaltıyor, sinir sistemi ile yakından irtibatlı ve sıkı durun; saç dökülmesinde çok önemli fonksiyonu var… Anlatacağız.

Şekle dikkatlice bir daha bakarsak saç folikülü dış dünyaya açık bir oluşum. Bu açıklığın dikkatle kontrol edilmesi gerekir. Sebum dediğimiz bu salgının içeriğinde öne çıkan bir madde var o da “yağ asitleri”. Hani deriz ya “Cildim yağlandı.”, “Saçım yağlandı.” ya da “Çok yağlı bir derim var.” işte buna demenize neden olan yapı bu. Peki bu yağ asitleri ne işe yarıyor?

Aslında biraz da adında gizli fonksiyonları. “Asit” oldukları için deri pH’sını 5 civarına çekiyor. Böylelikle pek çok patojen “hastalık yapıcı” mikroorganizmanın deride kolonize olmasını engellerken, bizim için çok önemli olan mikrobiyota dediğimiz yararlı bakterilerin bu ortamda üreyip deri savunmasında görev almalarını sağlıyor.

Saçın en önemli kısmı bu şekilde “foliküler papilla” denen dermal papilla… Bizim bütün hedefimiz bu hücreler. Bu nedenle işlemimizin ismi “Dermal Papilla İndüksiyonu”. Deride saç varmış, yokmuş bizi pek ilgilendirmiyor. Dermal papilla hücresi olan her yerde saç çıkabilir ve biz bu işlemi yapıyoruz. 

 

Peki sebase bezler bu salgıyı nasıl deri yüzeyine sekrete ediyor? Bunun için eski dostumuz erektör pili dediğimiz kası kullanıyor. Erektör pili her kasıldığında sebase bezlerin içindeki sekresyonu sıkarak deri yüzeyine çıkmasına neden oluyor.

Kaldığımız yerden devam edeceğiz…

Bu yazı misafir yazarımız Dr. R3D tarafından kaleme alınmıştır. Katkılarından dolayı kendisine minnettarız.

Views All Time
Views All Time
150
Views Today
Views Today
5
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

1 geri izleme / bildirim

  1. Saç Hakkında Sıkça Sorulan Sorular…

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*