Selülit Tedavisi (devam)

Bir önceki yazımızda en çok tercih edilen üç kimyasala yer vermiştik; kafein, fosfatidil kolin ve bir safra tuzu olan deoksikolat ya da onun asit hali deoksikolik asit. Selülit tedavisinde kullanılan enjektabl kimyasallar bunlarla sınırlı değil.

Sözlerimize vitaminler konusundan başlayalım. Çoğu iyi karışımın içerisinde yağda eriyen vitaminler dediğimiz A, D, E ve K vitaminleri bulunur. Bu vitaminler kendileri lipolitik yani yağ eritici aktivete göstermezler. Ancak yağları eritecek mekanizmalardaki enzimlere yardım ederler. Zaten kanlanması bozulmuş selülit dokusuna ana dolaşımdan yeterince vitamin desteği olamayacağı öngörüsü ile ilave edilirler.

Kaldığımız yerden devam edelim.

L-Karnitin

L-Karnitin sporcular, zayıflamak isteyenler ve vücut çalışanlar tarafından iyi bilinen bir gıda desteğidir. Vücudumuzdaki hücreler enerji ihtiyaçlarını şekerler, yağlar ve proteinlerden elde edebilirler; yani tüm gıdalar aslında enerji içerir. Bu gıdalardan enerji ürettiğimiz hücresel fabrikalarımız ise mitokondrilerdir. L-Karnitin işte bu enerji fabrikasına yağları taşıyan madde olarak bilinir. Bu nedenle sporcular daha çok yağ yakmak için kullanırlar. Bu işlevi yerine getirdiğine dair yeterli bilimsel veri yoktur.

Karnitinin vücuttaki görevi yağları enerji elde edilmesi için enerji santrali olan mitokondriye taşımaktır. Ancak mitokondri sırf karnitin kendisine yağ taşıdı diye şekerleri bırakıp daha çok yağ yakar mı sorusunun cevabı halen net değildir. 

Selülit tedavisinde kullanımı tek başına olmaktan ziyade daha çok karışımların içine ilave edilmesi şeklindedir. İçinde L-Karnitin de olan bazı mezoterapi ürünlerinin selülit tedavisinde etkin olduğu gösterilmiştir (1). Ancak halen elimizde etkinliğine dair yeterli veri yoktur.

Aminofilin

Aminofilin astım hastalarının iyi bildiği bir solunum yolları kas gevşeticisi yani bronkodilatatördür. Nefes almayı kolaylaştırır. Etkisini sempatik aktivasyon dediğimiz bir mekanizmayı çalıştırarak yapar. Aminofilin uygun dozlarda yağ dokusuna enjekte edildiğinde, dokunun metabolizmasını hızlandırır ve yağ hücrelerinin yağ depolamak yerine yağları hücre dışına atmaya yönlendirir. Bu tipik bir etkidir, dolayısı ile iyi karışımlarda genellikle bir miktar aminofilin de bulunur (2). Piyasada kremleri de mevcuttur.

Aminofilin bir sempatik aktivatördür. Tek başına aminofilin kremlerinin etkinliği konusunda bilgimiz eksik olsa da mekanizma doğrudur. Ancak illa selülit için krem kullanacaksanız, karışım olmasına ve içinde aminofilin yanında kafein, fosfatidil kolin, ADEK vitaminleri veya en azından A ve E vitamini olmasını tercih edebilirsiniz. 

Glikolik Asit

Glikolik asit esas olarak akne ve melazma yani güneş lekelerinin tedavisinde kullanılan bir kimyasaldır. Güneş lekelerinin giderilmesinin yanında derideki yaralanma, büyük sivilce, akne veya ameliyatlardan sonra ortaya çıkan izlerin giderilmesinde de kullanılır (3). Genellikle akne tedavisinde retinoik asit ile kombine edilerek tercih edilir. Keratinolitik olduğu için selülit preparatlarına konabilir, yağ hücrelerinin etrafındaki bağ dokusunu azaltır.

Retinoik asitle birlikte glikolik asit uygulanmış bir akne hastası; her zaman bu kadar iyi olmasa da genelde sonuçlar iyi…

Bu kişinin yüzünde akne skarı ve hiperpigmentasyon oluşmuş… Glikolik asit bu konuda da oldukça iyi. 

Hyaluronidaz ve Kollajenaz

Bu iki enzimi aslında tanıyoruz. Birincisi yani hyaluronidaz günümüzün en popüler dolgu malzemesi olan hyaluronik asiti yıkan enzim. Bu sayede dokuda özellikle su tutulması önlenmiş oluyor. Dokuların doldurulması istenen dudak, nazolabial oluk gibi yerlere fazla hyalüronik asit uygulanır ve dolgu istenenden daha fazla olursa bu enzim ile hyaluronik asitin etkisi azaltılabilir. Selülit tedavisinde de bölgedeki ödemi azaltmak için karışımlara az da olsa eklenebilir. Aynı şekilde kollajenaz enzimi de kollajeni yıkarak ortamdaki bağ dokusunun azalmasına yardımcı olur.

Hazır buraya kadar yazmışken bir yanlıştan da bahsedelim. Çoğu hekim selülit tedavisinde lidokain dediğimiz lokal anestezik maddeden de yararlanmayı düşünür. Çünkü damarları genişletir ve bunun sonucu olarak dokunun kanlanmasını artırır. Düşünce doğru ama sistem öyle çalışmıyor. Lidokain antilipolitiktir ve eğer bir karışımın içinde varsa, uygulama bölgesinin kan dolaşımını artıracağı için aktif maddelerin dokudan uzaklaşmasına neden olur (4). İlla kullanılmak isteniyorsa karışımdan ayrı olarak ve başka bir zamanda uygulanarak dokunun kan dolaşımı artırılabilir.

 

  1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  2. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  3. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  4. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
Views All Time
Views All Time
263
Views Today
Views Today
2
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*