Şehir Hastaneleri ya da Türkler Hızla Şişmanlıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığının resmi rakamlarına göre Türkiye’de her üç erişkinden bir tanesi tıbbi olarak şişman, bir diğeri aşırı kilolu ve sadece her üç kişiden birisi olması gereken kiloda (1)…

Bu rakamlar dünya ortalamalarının oldukça üzerinde. Peki bu kadar sağlık programına, bu kadar sağlık çalışanına ve her gün televizyonlara çıkan onlarca doktora rağmen niçin bu hale geldik? Bu sorunun cevabını bulmak için bir iki noktaya dikkat etmemiz gerekiyor. Ülkemiz son birkaç on yıl içerisinde kırsaldan şehirlere büyük bir göçe maruz kalmıştır. Düşünün ki bugün yaklaşık 20 milyon insanımız Tekirdağ-İstanbul-İzmit çizgisinde yaşamaktadır. Bu rakama Ankara, İzmir, Adana, Bursa vb. büyük şehirleri de eklediğimizde neredeyse kırsalda kimsenin kalmadığını söyleyebiliriz.

Demek ki insanımız ağırlıklı olarak şehirlerde yaşıyor. Pekiyi bu göçe karşın aynı zaman diliminde nasıl şehirler kurduk ve yaşıyoruz? Bu sorunun kısa cevaplarından bir tanesi “çok katlı binalar, üstüste bir yaşam” olarak özetlenebilir mi? Sanırım evet…

İnsanın obezite ve kronik hastalıklardan korunabilmesi için iki temel unsur var; sağlıklı beslenme ve hareket. Biz şehirlerimizde ne yazık ki bu ikisine de hasretiz. Son zamanda fırtına gibi esen “naturel, organik, köy ürünleri” gibi afili ama içi boş ifadeler hiçbir altyapıya dayanmıyor. Daha bir iki gün önce ürünlerini organik diye satan bir firmanın depolarında çürümüş, kokuşmuş, aralarda farelerin cirit attığı bir manzara ile karşılaşıldı. Telef olmuş hayvan etlerini ziyan etmediğimiz de ortaya çıktı. Dahası ülkemizde neredeyse hiç “serbest gezen tavuklar çiftliği” yok iken milyonlarca “serbest gezen tavuk yumurtası” çarşıda pazarda satılıyor. Sahi biz ne zaman böyle acayip bir organik devrimini gerçekleştirdik?

İstediğimiz kadar konuşalım, tartışalım, yeni keşifler yapalım sonuç değişmiyor; insan bedeni hareket etmeye ve “az yemeye” ayarlı bir makinadır. Bu az yeme işini başarabilirsek, illa ipin üstündeki adam gibi sevdiğimiz ancak zararlı olduğunu düşündüğümüz gıdalara tamamen sırtımızı çevirmek zorunda değiliz. Eğer “az yemeye” adapte olamaz isek er ya da geç kilo almaya mahkumuz; hele bir de hareket edemiyorsak vay halimize!!

Pekiyi ne kadar hareket ediyoruz? Vallahi kimse bilmiyor. Bir zamanlar çok hoş bir karikatür görmüştüm. Gelişmiş ülkelerin uçakları havadan Afrikalılara tonlarca ilaç yardımı yapıyorlar. Bir Afrikalı ilacı alıyor eline ve üzerini okuyor; “Tok karna içiniz” yazıyor ilacın üzerinde… Anlayacağınız Afrikalı bir türlü ilacı içecek duruma gelemiyor.

Biz de şehirlerimizde bisiklet ve yürüyüş yolları, “şehir ormanları” kurmadığımız, sağlıklı bir altyapıya yatırım yapmadığımız için şimdilerde “şehir hastaneleri” kuruyoruz. Binlerce yatağı olan bu hastanelere devlet hasta garantisi veriyor. Nereden biliyor bunu devletimiz? Çünkü sağlıklı beslenemediğimiz ve yeterince hareket edemediğimiz için hasta olacağımıza emin devlet. Ve işte bu konuda kesinlikle haklı…

Türkiye’de gıda güvenliği yok, çiftlik balıklarının ağır metal içerip içermediğini bilmiyoruz. Rusya’nın geri gönderdiği domatesleri yiyoruz, GDO iyi mi kötü mü daha onu bile bilmiyoruz. Bunları olumsuz bir tablo çizmek için söylemiyorum. Tam beyaz et sağlıklı diyoruz, tavuklarımız hormonlu ve antibiyotikli çıkıyor… Serbest gezen tavuk yumurtası alıyoruz, ancak tavukların nerede serbest gezdiğini öğrenemiyoruz. Tam hareket edeceğiz, bakıyoruz ki koskoca Atatürk Orman Çiftliği bir garabet yığınına dönüşmüş… Yalan ise yalan deyiniz. 

Düşünün 80 milyonluk ülkenin 8 milyon diyabet hastası var ki, şişmanlığın öz kardeşidir. Bu insanlar her gün düzenli ilaç kullanıyorlar. Yaklaşık 5 milyon yüksek tansiyon, şehirlerin tertemiz (!) havasını ciğerlerine çeken birkaç milyon akciğer hastası… Günde yaklaşık 20 milyon insanımız kronik hastalıklardan dolayı düzenli ilaç kullanıyor. Psikiyatrik ilaçlar ve özellikle antidepresan kullanım rakamlarına hiç girmek istemiyorum.

Ne diyelim büyüklerimiz daha iyi biliyordur.

Son söz; ya şehir ormanı kurarsınız ya da şehir hastanesi, tercih sizindir.

(1) Türkiye Şişmanlık Rakamları

Views All Time
Views All Time
336
Views Today
Views Today
2
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

2 geri izleme / bildirim

  1. Endokrin Bozuculara Giriş
  2. Ramazan, Oruç, Fasılalı Açlık ve Sağlık

Yorumlar kapatıldı.