Soya Ailesini Ziyaret 2 – Meme Kanseri

Soyanın içerisindeki fitoöstrojen ailesinden izoflavonlar ile daha önce kısa bir tanışma yapmıştık. Şimdi tanışıklığımızı biraz daha artırıp etkilerine göz atalım. Ama biz değil, kendi anlatsın etkilerini. Biz susalım, araştırmalar konuşsun. Önce meme kanseri ile olan ilişkisini inceleyelim.

Asya ülkelerinde soya gıdaların tüketilmesiyle günde ortalama 25-50 mg izoflavon alınmakta ve bu ülkelerde meme kanseri Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya gibi ülkelere kıyasla daha az görülmekte. Bu oranlarda tabi ki genetik ve yaşam tarzının da etkili olduğunu unutmamak gerek.

Asyalı olmayan toplumlarda izoflavon alımı ise günde 2 miligrama bile zor ulaşıyor. Amerikalılarda yapılan bir araştırmada ise günlük en az 20 mg soya izoflavon alanlarda 5 mg’dan az alanlara göre meme kanseri riski %29 oranında azaltılabileceği ortaya konuldu.  Avrupa’da yapılan bir başka araştırmada dozun etkisini araştırmak için orta(10 mg) ve düşük(0.2 mg) miktar soya izoflavon alımlarını karşılaştırdılar ve yıllarca gözlemlediler. Bu miktarların meme kanseri riskinde herhangi bir azalma yapmadığı gözlendi. Bazı çalışmalarda da çocukluk ve ergenlik döneminde soya alımına başlanmasının meme kanseri riskini azaltabileceğini düşündürmekte. İzoflavonlar, benim etkilerimi görmek için uzun yıllar araştırma yapmanız gerekiyor demek istiyor sanırım bizlere.

Diğer araştırmalara da göz atalım. Bir grup bilim adamının geniş kapsamlı gerçekleştirdiği araştırmalara bakalım ki bu araştırmalar 40 randomize kontrollü çalışma, 11 kontrolsüz çalışma ve 80 gözlemsel çalışmayı içermekte. Bu araştırmaların analizlerinde soya tüketiminin, meme kanseri görülme sıklığı, tekrarlama ihtimali ve mortalite riskinde azalma ile ilişkili olabileceği sonucuna varıldı. Ayrıca önceki yazımızda bahsettiğimiz izoflavonların içerisinde bulunan genistein üzerine yapılan bir araştırmada da meme kanseri riskini azaltabileceği görüldü. Ancak bu çalışmada görülen koruyucu etkinin yaşamın erken yıllarında soya tüketimiyle ilişkisi olabileceğini belirtmek istiyor araştırmacılar.

Peki kansere yakalananlarda izoflavonların etkisi ne? Yapılan dört araştırmanın analizleri sonucunda düşük düzeyde(0.8 mg) izoflavon alımlarının meme kanseri hastalarının %15’inde tekrarlama riskinde bir miktar azalma olduğu görüldü. Ayrıca menopoz sonrası kadınlarda dolaşımdaki düşük östrojen seviyeleri, düşük meme kanseri riski ile ilişkili olduğu halde, yine menopoz sonrası kadınlarda soya izoflavon desteğinin bir etkisi bulunamadı. Ayrıca 1,287 kadında mamografi takibi ile yapılan araştırmada; kişiler 40-120 mg/gün izoflavon takviyesi almışlar ve altı ay ile üç yıl boyunca takip edildiler. Araştırmanın sonucunda mamografide meme yoğunluğuna yönelik herhangi etkisi olmadığı gösterildi. Son zamanlarda meme kanserli kadınlarda yapılan başka bir çalışmada 1 yıl boyunca 50 mg/gün soya izoflavonu takviyesi verildi. Yine bu kadınlarda da herhangi bir etki saptanmadı.

Hatırlarsanız, izoflavonun içerisindeki daidzein bağırsaklardaki mikrobiyotamız tarafından equole dönüştürülüyordu ki equol daha aktif bir moleküldü. Ancak bu dönüşüm toplumun belli bir yüzdesinde gerçekleşmekte. Bu yüzden araştırmalar arasında farklılıkların sebebi kişiler arasında mikrobiyotalarının yeteneklerinin farklı olması olabilir. Bu yüzden fitoöstrojenlere verilen cevap bireyler arası farklılık gösterebiliyor.

Sonuç olarak bazı araştırmalarda soya izoflavonlarının meme kanseri üzerine herhangi bir etkisi bulunamazken bazı araştırmalarda olumlu etkileri saptanmış. Tabi ki daha uzun yıllar gözlem gereken, daha çok araştırma yapılması gerekiyor. Ancak soya izoflavonlarının meme kanseri tedavisinde ve önlenmesinde bir ışık olabileceği yadsınamaz bir gerçek. Fakat burada dikkat edilmesi gereken bir nokta şu ki, fitoöstrojenlerin östrojenik aktiviteye sahip olabileceğini de yazmıştık. Özellikle östrojen duyarlı meme kanserlerinde risk artışına neden olup olmayacağı hakkında hala bir kaygı mevcut. Bu konuda da araştırmalar meraklı bilim adamlarını beklemekte.

Fitoöstrojenler tam bir deniz derya. Biz bu yazımızda sadece meme kanseriyle ilişkili olan denizde bir damlayı inceledik. Bir sonraki yazımızda prostat, endometrium (rahim) kanseri gibi kanserlerde etkisine göz atacağız. Sağlıklı günler dileriz.

Not; Fitoöstrojenler deryasında bizi güvenle yüzdüren sevgili meslektaşımız Dr. FNS bu serinin kahramanıdır. Kendilerine şükranlarımı sunarım…

Kaynakça

http://lpi.oregonstate.edu

https://www.ncbi.nlm.nih.gov

 

Views All Time
Views All Time
89
Views Today
Views Today
1
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*