Tip 1 Şeker Hastalığı, İnsülin veya Resimdeki Anne-Çocuğa Dikkatli Bakın

Dr. Frederic Banting (14 Kasım 1891-21 Şubat 1941) Kanadalı bir biliminsanıdır.  Ontario eyaletine bağlı Alliston kasabasında doğmuştur. Dr. Banting gerçekte bir askeri doktordur ve 1914 yılında savaş başladığında orduya yazılmak istemiş ancak görme yeteneğinin zayıflığından dolayı kabul edilmemiştir. Bir yıl sonra yeniden başvurmuş bu kez kabul edilmiş ve Kanada Kara Kuvvetleri’nde askeri hekim olarak çalışmıştır.

Ülkesine döndükten sonra şeker hastalığı (diabetes) ile ilgili yüzlerce yayın okumuş ve hastalığın sebebi olarak pankreasa yönelmiştir.

Bu yönelişindeki en önemli neden endokrinolojinin kurucusu kabul edilen İngiliz Fizyolog Edward Albert Sharpey-Schafer (1850 –1935)’e ait bir makalede diyabet hastalığından sorumlu organ olarak pankreastan bahsedilmesidir. O tarihlerde pankreastaki adacıkların varlığı biliniyordu (Langerhans Adacıkları). Bu adacıklardan salgılanan bir maddenin -ki Dr. Sharpey-Schafer bu maddeye adacıktan salgılanan anlamında “insulin” ismini vermiştir- karbonhidrat metabolizmasında sorumlu olduğu ve şeker hastalığına neden olduğu düşüncesini geliştirmiştir.

Dr.Banting yaptığı çalışmalar ve Nobel ödülü almasından dolayı 1923 yılında yayımlanan bir Time dergisine kapak olmuştur. 

Bu makaleden çok etkilenen Dr. Banting düşüncelerini dönemin meşhur fizyologlarından John James Richard Macleod’a açar. Dr. Macleod kısıtlı da olsa Dr. Banting’e araştırmalarını yapması için laboratuvar, techizat ve 10 kadar köpek temin eder. Dr. Banting o sıralar Toronto Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğrenci olan Dr. Charles H. Best’i de yanına alarak uzun soluklu bir araştırma maratonuna başlar (1).

Nihayetinde köpeklerin pankreasından insülini konsantre ederler ve insanlar üzerinde denemeye başlarlar. O zamana kadar tip 1 şeker hastalığı (pankreasın insülin üretmediği, insüline bağımlı şeker hastalığı) tedavi edilemiyor hastalar (çoğu çocuktur) şiddetli bir şeker ve kalori kısıtlamasına maruz bırakılıyordu.

Banting’in yaptığı deneylerde bir sürü sorun ortaya çıkar. Örneğin pankreastan konsantre ettikleri ve içinde insülin olan sıvıda aynı zamanda o vakitler henüz bilinmeyen glukagon da vardır. Çünkü bu hormon da pankreastaki adacıklarda üretilmektedir (alfa-hücreleri). Bu hormon insülinin tam tersine kan şekerini yükseltmektedir. Henüz ismi olmayan bu maddeyi Dr. Banting “glukoz agonisti” yani glukozu artıran, yükselten madde olarak tanımlamış ve “glucose agonist” demiştir. Daha sonra bu iki sözcük kısalarak “glucagonist” ve nihayet “glukagon” ismini almıştır.

Dr. Banting ve Dr. Best insülini keşfettiklerini 14 Kasım 1921 tarihinde (Dr. Banting’in doğum günü) ilan etmişlerdir. Dr. Banting 1923’te Nobel Ödülünü kazandığında henüz 32 yaşındadır ve halen en genç yaşta bu ödülü alan biliminsanı ünvanı kendisine aittir (2).

1923 yılının 11923 Nobel Tıp ödülü Dr. Banting ve Dr. Macleod’a verilmiştir. Dr. Banting bu duruma tepki göstermiş, Dr. Best’e haksızlık yapıldığını ilan etmiş ve MacLeod’un bu kadar büyük bir ödüle layık olacak  katkısı olmadığını ifade etmiştir. Ancak Nobel Komitesi fikrini değiştirmediği için Dr. Banting aldığı para ödülünü Dr. Best ile paylaşmıştır. 

Dr. Banting hayatının sonraki dönemlerinde resme merak sarmıştır. Resimleri halen Kanada’nın pek çok yerinde sergilenmektedir.  Banting’in resme merakı aslında “meşhur bir doktor olmaktan kaçış” içindir. Kendisi 50 yaşında aktif hekimliği bırakıp tamamen resimle ilgilenmeye karar vermiş ancak ömrü buna vefa etmemiş 49 yaşında bir uçak kazasında vefat etmiştir.

Dr. Banting’in de içinde olduğu uçağın düştüğü, bir kişinin canlı olduğu gazetelere manşet olmuştur. Ancak Dr. Banting yaralı olarak kurtulduğu kazadan bir gün sonra vefat etmiştir. 

Dr. Banting insülin keşfinden sonra hava uzay hekimliğine merak sarmış ve yüksek irtifanın pilotlarda ne tür etkilere neden olduğunu araştırmıştır. 1941 Şubat ayında bir uçak kazası geçirmiş bu kazadan yaralı olarak kurtulmuş, bir gün sonra 49 yaşında vefat etmiştir (3).

Dr. Banting’den alınacak dersler herhalde bir başka yazıya dahi sığmaz. Bu son derece mütevazı ve çalışkan kişilik, kendisine gelen maddi ve manevi şöhreti tamamen reddetmiştir. Nobel Komitesi yardımcısını aday göstermeyince, itiraz etmiş ve kazandığı maddi ödülün yarısını Dr. Best ile paylaşmıştır. İnsülini keşfettikten sonra şöhretten yine uzak durmuş, kendisini resme vermiştir. Ayrıca hem 1. hem de 2. Dünya Savaşı’nda ülkesine cephede hizmet etmiştir.

Dr. Banting’in iki tablosu…

Bizim utanılacak çok özelliğimiz var; en az üç tane de Dr. Banting ekliyor bu listeye… Ama biz utanmayı bilmiyoruz ki… Bu yazıyı yukarıdaki anne-çocuk resmi ile tamamlayıp diğer konuları bir başka makaleye bırakalım.

Dr. Banting’in insülini ile ilk tedavi edilen çocuklardan bir tanesi. İnsülin tedavisinden sonra hızla kilo almış ve sağlığına kavuşmuştur. Annenin kucağındaki çocuk sadece iki ayda bu kadar değişmiştir (Aralık 1922-Şubat 1923).

Tip 1 diyabetli bir kız çocuğunun insülin kullanmadan ve kullandıktan sonraki görüntüsü…

 

Ve başımızı öne eğdiren bir bilgi daha Dr. Banting ile ilgili. İnsülini keşfeden Dr. Banting sırf insanlar bu yeni ilaca ulaşabilsinler diye haklarını üniversiteye 1 $’a devretmiştir.

Hikaye burada bitmiyor; bir sonraki yazımıza şuradan başlayalım: Dünya Diyabet Günü 14 Kasım’dır. Çünkü Dr. Banting 14 Kasımda doğmuş ve insülini keşfettiğini de 14 Kasımda ilan etmiştir.

  1. https://www.youtube.com
  2. https://www.marsdd.com
  3. http://torontoist.com
Views All Time
Views All Time
263
Views Today
Views Today
3
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*