Ultraviyole Işık ve Biz – 3

Bu yazımızda ise ultraviyole ışık ile insan vücudu arasındaki etkileşime bakacağız. Öncelikle yararlı etkilerini ele aldıktan sonra zararlı etkilerine ve bu zararlı etkilerden korunma yollarına bakacağız. Şunu da belirtmek lazım; ultraviyolenin uygun süre ve dozda alınması durumunda ortaya çıkacak yararlı etkileri her zaman zararlı etkilerinden kat be kat üstündür. Ayrıca bu süreçte ortaya çıkan zararlı etkileri için ise vücut kendini hazırlamış ve bu etkileri kolayca tolere ediyor.

Yararlı etkiler – D Vitamini Sentezi

Ultraviyole (UV) ışığın en önemli etkisi D vitamini sentezi üzerinedir. Şimdi biraz sayısal değerler vereceğim, aklınız karışacak gibi olabilir ama konunun anlaşılması için iyi olacağı kanaatindeyim. Burada eritemal doz denilen bir kavram kullanmak zorundayım ne yazık ki. Cildi hafif düzeyde kızartacak kadar olan güneş ışığına ve bu maruziyet süresine eritemal doz denilmekte. Bir eritemal doz oral yoldan alınan yaklaşık 20.000 IU oral vitamin D2’ye denk gelmektedir. Bu ne anlama geliyor peki? Güneş ışığı oldukça iyi bir D vitamini üreticisi demek. Sadece kol ve bacakların maruz kaldığını düşünürsek ve dozu da yarım eritemal doz olarak belirlersek (yaklaşık 10-15 dakika) sonuçta üretilen vitamin D3 miktarı 3.000 IU olarak ortaya çıkar. Peki bu ne kadar yeterli diye sorabilirsiniz. Bu şekilde haftada iki ila üç kez bu işlem tekrarlanırsa yeterli D vitaminini aldınız demektir. Şöyle bir soru gelebilir aklınıza, kolları bacakları değil de sadece yüzümüzü maruz bıraksak diye. Maalesef bu pek yararlı olmayacaktır. Çünkü yüzün vitamin D3 üretme oranı oldukça düşük.

Peki hasta dışarı çıkamıyor ve ağızdan da D vitamin alamıyor. Bu durumda ne yapabiliriz? Böyle durumlar için ise yapay olarak UV-B üreten lambalar var. 10-15 dakika süre ile haftada iki-üç kez bu işlemin yapılması yine yeterli miktarda D3 vitamini üretimini sağlayacaktır. UV-B’nin dakikada ürettiği D vitamini miktarı yaklaşık 1000 IU/dakikadır. Farkındayım bazı rakamlar birbiri ile örtüşmüyor gibi. Bunun nedeni ölçümlerin muhtemelen bazılarının tüm vücut olarak yapılması. Pratik hayatta ise kol ve bacak yüzey alanlarını hesaplayan ölçümlerin kullanılması olabilir. Öyle ya da böyle haftada iki ila üç kere kol ve bacaklarımız gün ışığına maruz kalacak şekilde 20 dakika güneşlenmemiz gerekecek. İlla sahildeki gibi güneşlenmenize gerek yok. Sadece kollarınız maruz kalacaksa süreyi iki katına çıkartabilirsiniz. En iyi şöyle diyelim sadece kollarınız gün ışığına maruz kalacak şekilde otuz dakika, haftada üç kere. İşimizi görecektir.

D vitamini üretimi için ultraviyole ışık 7-dehidrokolesterol adı verilen enzimi aktive eder. Bu enzimin faaliyeti sonucunda öncül D vitamini parçacıkları üretir. Bunlar da daha sonra organize olarak ana yapısal D vitamini formunu oluşturur.

Ultraviyole ışık sadece tek bir basamağa etki etmemekte. Şekilde de görülebileceği gibi pek çok basamağa etki ediyor.

Daha az D vitaminine neden olan hava koşulları. Buradaki mantık da cilde temas eden ultraviyolenin miktarının az olması.

Peki diyebilirsiniz ki bu sonuçta bir vitamin, o kadar besin alıyoruz. Buralardan hiç mi D vitamini almıyoruz? Aslında almıyoruz değil ama yeterli değil. Bu yüzden gelişmiş ülkelerde besinlere D vitamini takviyesi yapılmakta. Bizim ülkemizde ne yazık ki böyle bir uygulama yok. Doğal olarak D vitamininden zengin besin maddesi ise yağ oranı yüksek balıklar. Eğer kişi güneş ışığı bol olmayan bir yörede yaşıyor ise haftada üç ila dört kere olacak şekilde yağ oranı yüksek balık tüketmesi kişinin D vitamini ihtiyacını karşılayacaktır.

D vitamini faslını burada kesmeyi çok isterdim ama işin daha civcivli kısmına daha yeni geliyoruz. Bu yüzden bir sonraki yazımızda D vitamininden biraz daha bahsetmemiz gerekecek. Sağlıcakla kalın. Ayrıca seriyi kaleme alan Dr. R3D’ye teşekkür ederiz.

Kaynakça

https://www.ncbi.nlm.nih.gov

https://www.ncbi.nlm.nih.gov

https://www.ncbi.nlm.nih.gov

http://www.springer.com

https://www.ncbi.nlm.nih.gov

Views All Time
Views All Time
83
Views Today
Views Today
3
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*