Ultraviyole Işık ve Biz – 7

Gün ışığına –dolayısıyla da ultraviyole ışığa- uzamış maruziyet kimyasal ve fiziksel olarak insan saçına zarar vermektedir. Ultraviyolenin oluşturmuş olduğu hasarı temel olarak sistin (sistein aminoasidinin oksitlenmiş hali) yapısının azalması ve buna bağlı morfolojik (yapısal) değişikliklerin ortaya çıkması ile tanıyabilmekteyiz.

Saç Üzerindeki Etkileri

Normal saç yapısında üç katman bulunur. Bunlar bu yazımızın konusu değil ancak kısaca değinmemiz gerekiyor. Bu üç yapı; medulla (çekirdek, merkez), kortex (kabuk, dış tabaka) ve kutikula (en dış katman). Kutikula en dışta bulunup korteksi çevresel ve kimyasal etkenlere karşı korur. Saçın büyümesi esnasında –ki bu 0.7 cm/ay ile 3.6 cm/ay arasında değişir ancak genellikle 1 cm/ay olarak kabul edilir- o kadar çok etkene maruz kalır ki, bunların saçın yapısına ve büyümesine olan etkileri olması da kaçınılmaz olur. Bu etkiler nelerdir peki? UV irritasyon, kurutma makinaları, şampuanlarda bulunan kimyasal oksitleyici ve redükte edici ajanlar ve çevresel kirlilik.. Bunların içinde önemi en yüksek olan ve kontrol edilebilir olanı UV irritasyon olduğu çalışmalar ile gösterilmiş.

UV irritasyon sonucu ortaya çıkan saç hasarına foto-hasarlanma (photodamage) adı verilir. Foto-hasarlanma ile saç lifinin yapısal devamlılığı için gerekli iskeletini zayıflatır, bir protein topluluğu olan (ki proteinlerde aminoasitler dediğimiz yapıtaşlarından oluşur) saçın aminoasit yapısını fütursuzca bozar, içerisindeki yağları (lipidleri) ve melanin granüllerini okside eder, sistini sulfo-alanin dediğimiz yapıya foto-okside eder (ışık etkisi ile oksidasyon). Bu dönüşüm aynı zamanda saç lifinin yapısal bozulmasının bizler için önemli bir göstergesidir (Aradaki disülfid bağları dediğimiz bağların devamlılığı saçın yapısal bütünlüğü için oldukça önemlidir. UV irritasyon ile bu bağlar kırılabilmekte dolayısıyla da saçın yapısal bütünlüğü bozulmakta). Bu dönüşüm saçın mekanik özelliklerini etkiler ve bizim için çeşitli yöntemler ile saçın ne kadar hasarlandığını görmemize yardımcı olur.

Saçın yavaş büyümesi bu esnada aldığı UV hasarları üzerinde bulundurması ile uzun süreli UV irritasyonu hakkında bizim için bilgi deposu haline gelir. Örneğin 10 cm’lik bir saç alıp incelendiğinde son 10 ayın UV irritasyonunu gösterir. Protein yapıda oluşan hasar saçın şeklini bozuyor demiştik. Böylece bu bozukluklara bakarak son 10 ay hakkında bilgi edinebiliyoruz.

 

Saçın uç kısmı (sağdaki resim) daha fazla UV irritasyona maruz kaldığı için daha fazla yapısal bozukluk gözlemlenmekte (kırmızı oklar hasarlı bölgeleri göstermekte). Soldaki resim ise saçın görece en küçük yaştaki kısmını gösteriyor. Burada görüleceği gibi UV etkisine daha az maruz kaldığı için hasarlı bölgeler görülmüyor. Ortadaki resim de saçın orta segmentinden. Hasarlanma düzeyi de diğer ikisinin arasında.

Buradaki iki resim aslında yaptığımız o laf kalabalığından daha çok şey anlatıyor. Peki ne var bu iki resimde? Soldaki resim UV maruziyeti olmayan bir saç teli. Sağdaki ise 24 saatlik UV irritasyonuna maruz kalmış bir saç teli. Aralarındaki fark ise sağdaki resimde kırmızı oklarla gösterilen bölgeler 24 saatlik UV sonucunda ortaya çıkan yapısal bozukluklar. Sadece 24 saat hasarlanma için  yeterli yani.

Burada anlattıklarım UV ve saç arasındaki ilişkinin çok küçük bir kısmı. Bu konuda söylenilecek çok şey var.  Ancak şimdilik bu kadarının yeterli olduğu kanaatindeyim. Umarım yararlı olmuştur. Başka yazı serilerinde görüşmek dileğiyle Dr. R3D’ye teşekkürlerimizi sunuyoruz.

 Kaynakça

https://www.ncbi.nlm.nih.gov

https://www.ncbi.nlm.nih.gov

Views All Time
Views All Time
61
Views Today
Views Today
2
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*