Yağ Dokusu; Beyaz ve Kahverengi… İnsan Yağlı Bir Canlıdır

Bu zamana kadar insan vücudundaki yağlar hakkında hep kötü şeyler duydunuz. Gerçi meşhur bir HDL’miz var, bizi hastalıklardan koruyor, tüm vücuttan yağları toplayıp karaciğere taşıyor. Karaciğer de onların bir kısmını safraya geçirerek vücuttan atıyor. LDL var başımız tamamen belada, ona lakabını yanlış da takmış olsak “kötü kolesterol” diyoruz, trigliseritlerden de hoşlanmıyoruz.

Oysa yağlar çağlar boyunca insan için hayat kurtarıcı bir organ olmuştur. Toplumlar hep bizim gibi ne isterse canı yiyememişler. Aç kalmışlar, kıtlık görmüşler… O dönemlerde hayatta kalanlar hep vücutlarında daha önceden yağ biriktirenler olmuş, yani kilolular, şişmanlar.

Bu tabii şişmanlık iyi demek değil. Anlatmak istediğim farklı… Yukarıda aşırı kısa özetlediğim hadiselerden dolayı (insanoğlunun açlık, kıtlık dönemleri yaşaması) vücudumuzda asırlar içinde bir kısım reaksiyonlar gelişmiş ve bu epi/genetik kontrol altına alınmış.

Birincisi şu; insan bedeni “yine bir açlık, kıtlık krizi yaşarım” düşüncesi ile bolluk ve tokluk zamanlarında yağ biriktirmeye eğilimlidir. Bunu bir kısım genler, hormonlar ve enzimler aracılığı ile yönetir. Bu genlerin tamamına birden “thrifty genes” yani “tasarruf, tutumluluk genleri” denir. Bu genler özellikle insülin ve yağ sentezini artıran enzimler üzerinden bolluk zamanlarında bize yağ depolatırlar.

 

Atalarımız çok zor zamanlarda yaşamışlar, kıtlık ve kuraklıkla karşılaşmışlar. Bolluk dönemlerinde tükettikleri gıdaları vücutlarında yağ olarak depolamışlar ve nihayet zor zamanlar geldiğinde bu yağlar hayat kurtarıcı olmuş. Binlerce yıldır kullanılan bu hayatta kalma yöntemini yöneten genlere bugün “tutumluluk ya da tasarruf genleri” diyoruz. En çok bilineni insülin geni…

 

Bilirsiniz hayvanların çoğu ilkbahar ve yaz sezonunda vücut ağırlıklarının yarısına kadar kilo alır yani yağ depolarlar. Ayılar, geyikler, kuzey bölgelerinde yaşayan diğer pek çok hayvan böyledir. Bu sayede kışın (kıtlık) yiyeceğin az olduğu zamanda hayatta kalırlar. Mantık aynı; ancak insanoğlu teknoloji ve bilim sayesinde bu tür kıtlık dönemlerini aşmış. Eskiden insanlar da kış aylarında ya da kurak geçen yaz aylarında yiyecek sıkıntısı çektiği için bu genler çok işe yarıyormuş. Şimdi başımızın belası, biz hep çok yemek istiyoruz, bu genler de ha bire yağ depolatıyor. Ama biz gene çok yemek istiyoruz ve yiyoruz. Kıtlık, açlık dönemleri bir türlü gelmiyor, kilolar başa bela oluyor.

Batıda sanayi devriminden tüm dünyada İkinci Dünya Savaşını takiben başlayan döngü… Artık kıtlık yoktur; ancak genlerimiz bir kıtlığın geleceği ihtimaline odaklıdır. Bolluk zamanında yeriz, içeriz, ziyafet çekeriz. Tutumluluk genleri bir güzel yağları depolatır; çünkü bilir ki bir gün kıtlık gelecektir. Atalarından öyle gelmiştir bu genetik bilgi. Ancak kıtlık bir türlü gelmez, ha bire bolluk dönemi devam eder ve kilolar artık başımızın belası Medeniyet Hastalıklarına neden olurlar. Bir dirhem et, bırakın ayıp kapatmayı bin bela açar başımıza…

Neyse efendim insanın nefsiyle mücadelesinin kısa tarihi böyle…

Gelelim ikinci hususa… Yağlar, başımızın belası yağlar… Öyle mi? Hayır efendim öyle değil, bakın şöyle. Eğer yağ dokunuzu iyi yönetirseniz hem zayıflamanıza, hem sağlıklı olmanıza yardımcı olabilecek potansiyeli var…

Şimdi bu ikinci hususun içine dalıyoruz… İkinci husus birinci nokta şu; yağsızlık sağlıksızlık olmak demektir, tıpkı çok yağlı olmak gibi… Yani insan vücudunda belirli bir miktar yağ olmazsa, yine sağlıksız olursunuz. Bu durum “vücut yağ miktarı ile sağlıklılık arasında J harfi tipi bir ilişki olduğunu gösterir” ve bu durum ispat edilmiştir.

Vücut kitle indeksi ile sağlıklılık arasındaki ilişki; vücut yağları çok az olan insanlar sağlıklı değildir, sağlık riskleri vücut kitle indeksi 30 civarında olan (hafif toplu) insanlarla aynıdır. Bu şeklin J harfine benzemesinden dolayı, kilo ile sağlıklılık arasındaki ilişki böyle tanımlanmaktadır. 

 

 

 

Sağlıklı insanların vücut yağ oranları hiç de azımsanmayacak düzeydedir. Kadınlar vücut ağırlıklarının dörtte biri kadar yağlı olduklarında en sağlıklı haldedirler. Erkeklerde oranlar daha düşük. Kadınlar için eğer genç bir bayanın vücut ağırlığının %20’sinden daha az yağ varsa vücudunda sağlıksız demektir. Hani şu sıfır beden ya da skinny vaziyetleri…

İkinci husus ikinci nokta; kadın erkekten daha yağlıdır ve daha sağlıklıdır. Baksanıza kadınlar hemen her ırkta ve ülkede erkeklerden yaklaşık on yıl daha uzun yaşıyorlar. Bu konuyu daha önce tartışmıştık. Demek ki bizzat yağlılık söylendiği kadar kötü değil (yarı şaka yarı ciddi). Sağlıklı bir kadında vücut ağırlığının ortalama dörtte birinin (%25) yağ olması gerekir ve beklenir. Yaşa göre küçük değişimler olabilir. Bakın yağlar yine zararlı değil. Ne de olsa atalarımız “bir dirhem et bin ayıp kapatır” diyerek bu noktaya dikkat çekmişler…

Ve ikinci husus üçüncü noktada bombayı patlatıyoruz. İnsan vücudunda öyle bir yağ var ki, hepimiz ona bayılacağız, ne kadar çok olursa o kadar iyi diyeceğiz, hatta zayıflamamıza yardımcı olacak…

“Şarlatan, yalan söylüyor, kesin bir zayıflama ilacı pazarlayacak zemin oluşturuyor” ya da televizyonlarda duyduğunuz gibi “Latin Amerika’nın vahşi Amazon ormanlarında yetişen urtimostomo aritongale bitkisinin organik yağları ile kilolara veda! Kötü yağlarınızı yakıyor ve idrarla attırıyor, şimdi Dr. Korkmaz güvencesi ile Türkiye’de!” diyeceğimi bekliyorsunuz; her zamanki gibi hayır. Yanıldınız, oysa hüsnü zan etmeliydiniz… Size bu yakışırdı. Neyse şaka bir yana, benim tanıdığım “gerçekten kötü, kalitesiz ve şişman” üç beş insan(ımsı) var, böyle bir ilaç olsa bile onlar da kullanır, maazallah uzun yaşamalarına vesile olurum, kim bilir ne kötülükler yaparlar bana da sıçrar diye düşünüp getirmem. Meraklanmayın.

Şimdi dönelim konumuza; evet efendim insan vücudunda hepimizin bildiği yağ dokusu var. Onun adı beyaz yağ dokusu ve arttığında başımıza bela onlarca hastalığa zemin hazırlıyor. Kadınlarda vücut ağırlığının %20-30’u, erkeklerde %10-20’si olunca çok iyi işler yapıyor. Bunun altındaki miktarlar da zararlı…

Gerçek insan vücudundan bir histolojik kesit… Gerçekten insanda rengi beyaz olan bir yağ dokusu (white adipose tissue) ve bir de rengi kahverengi olan (brown adipose tissue) var. Çok farklı işler yapıyorlar… 

Ancak bir de “kahverengi yağ dokusu” var, evet rengi beyaz değil… Tarih boyunca insanların hayatta kalmasına yardımcı olmuş bir doku. Eskiden erişkinlerde yok sanılırdı, şimdi biliyoruz ki var ve çok önemli bir doku. Bu kahverengi yağ dokusunu bir sonraki yazıda size anlatacağım ve yağ dokusuna bakış açınız değişecek… İnanmıyor musunuz?

 

Views All Time
Views All Time
279
Views Today
Views Today
1
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

1 geri izleme / bildirim

  1. Fitokimyasallar, Sağlık Etkileri ve Zayıflama

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*