Yağ Dokusu ve Hormonlar

İnsan yağlı bir canlıdır azizim, bedeni yağlı ruhu vıcık vıcık yağlı. Her ikisinden de kaçınmak lazım. Ruh elbette çok önemli, ama bıngıl bıngıl göbekler de adamın hem bedenini hem ruhunu sıkıyor.

El hasıl yağlı olmanın bir haddi var ve insanoğlu hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da haddini çoktan aşmış durumda. Zaten boş yere demiyorum ben, “insan Tanrı’nın şımarık çocuğudur” diye. Hayvanlar, bitkiler söz dinler, had bilirler. Balıklar doyma hisleri zayıf olmasına rağmen şişmanlamazlar, hatta doğada hiç görülmezken evde yaşayan kedi ve köpekler bile şişmanlıyorlar. Ne de olsa “itle yatan bitle kalkar.” Buradaki it, şişmanlığı temsilen, yanlış anlaşılmasın. İnsan öyle bir canlı, hayvanatı bile bozuyor işte…

Normal şartlar altında yağlar hayati öneme sahiptir; yokluk/kıtlık zamanlarında yaşamsaldırlar. Bu nedenle toptancılık yanlıştır; çoğu durumda olduğu gibi zatı kötü değildir, kötülüğü belirleyen miktarıdır. Bir maddenin ilaç olması ile zehir olması arasında da böyle bir ilişki vardır.

İnsan vücudunda iki farklı türde yağ bulunur. Ayrımı rengine göre yapabiliriz; zira birisi bakınca beyaz, öteki kahverengidir.

Buna göre de isim alırlar. Beyaz ve kahverengi yağ dokusu diye… Aralarındaki renk farklılığının temel nedeni içlerindeki enerji santrali -mitokondri, miktarından kaynaklanır. Beyaz yağ dokusunda çok az mitokondri vardır ve rengi beyazdır. Ötekinde bol mitokondri vardır ve rengi kahverengiye döner. Mitokondrinin hücreye renk vermesinin nedeni içindeki demir elementidir. Bir organdaki demir miktarı onun rengini belirleyen bir unsurdur; buna göre karaciğer, dalak ve özellikle böbrek demirden zengin hücrelere (yani bol mitokondrili) sahiptir ve renkleri kahverenginin tonlarıdır.

Bu durumun bir istisnası da vardır; kan… Kana da rengini demir verir. O nedenle kansızlığı olan insanlar soluk benizli olurlar. Ancak kandaki demirin mitokondrilerle bir ilgisi yoktur. Hatta öyle ki, kana rengini veren hücrelerin mitokondrisi yoktur. Neyse felsefe yapmayalım; kırmızı kan hücreleri yani eritrositler bolca demire sahiptir ancak mitokondride değil hemoglobinlerinde, yani oksijen taşıyan proteininde. Zaten oksijeni de bu demir bağlar ve taşır.

Rengini zor da olsa açıkladık, gelelim nedenine… Beyaz yağ dokusu bir depodur; bir fabrikanın deposu gibi. Ürünleri saklamaya yarar, fazla aktif bir yer değildir. Beyaz yağ dokusu böyledir, yağları depolar, gerektiğinde kana verir.

Kahverengi yağ dokusu ise tamamen farklı bir amaca sahiptir. Temel olarak ısı üretir ve yakınındaki organları soğuktan korur. Bu size garip gelebilir ancak öyledir.

Bu nedenle beyaz yağ dokusu, cilt altı, göbek çevresi, kalça, kol-omuz bölgesi gibi yerlerde konuşlanırken, kahverengi yağ dokusu pek göze gelmez, büyük damarların etrafı, kalbin ve böbreğin etrafı ile iki kürek kemiği arasında bulunur. Miktar olarak da ötekine göre oldukça azdır.

BAT; brown adipose tissue yani kahverengi yağ dokusu, WAT; white adipose tissue yani beyaz yağ dokusu… Vücutta bulundukları yerler de görevleri kadar farklı…

Beyaz yağ dokusunun genel olarak zararlı olduğunu biliyoruz, daha doğrusu obezite ve ilintili hastalıklara neden olan bozulmayı bu yağ dokusunun vücutta birikmesi tetikliyor. Bunu artık hem hepimiz biliyoruz hem de kendi aramızda konuşuyoruz.

Bu yağ dokusunun kolesterol ile bir ilgisinin olmadığını henüz öğrenemedik, ama daha yaşımız küçük nasipse o da olacak.

Beyaz yağ dokusu her ne kadar bir depo organ olsa da, bu yan gelip yatıyor anlamına gelmiyor elbette. Yan gelip yatma, insana mahsus evrenin ve organizmanın tanımadığı bir eylem. Buna yağ dokusu da dahil.

Onlarca kimyasal salgılıyor beyaz yağ dokusu; bunlara topluca adipokin deniyor. Çok türleri var ama tek bir mantığı… Yağ dokusu normal miktarlarda iken salgıladığı adipokinler genel olarak metabolizmayı destekliyor, olumlu etki yapıyor. Örneğin adiponektin, yağ dokusundan salgılanan çok önemli bir adipokin. Damarları destekliyor, insülin direnci gelişmesine engel oluyor vs. Salgılanma miktara yağ dokusunun toplamı ile ters orantılı. Yani yağ dokusu az iken çok, çok iken az salgılanıyor.

Yağ dokusu tam bir endokrin organ… Deposunun doluluğuna göre farklı miktarlarda onlarca hormon ve hormon benzeri kimyasal haberci salgılayarak metabolizmaya dahil oluyor. 

Tersi için de bir örnek verelim; resistin. Bu da bir adipokin, bu sefer korelasyon var. Yani yağ dokusu az iken az, çok iken çok salınıyor. Ve resistinin oldukça sevimsiz etkileri var. Temel mantığı anladıktan sonra ayrıntı girmek zihin dağınıklığına neden olur. Zaten yağ dokusunun fazlalığı bu ve benzeri mekanizmalar ile tansiyon, şeker hastalığı vs. ye zemin hazırlıyor.

Yağ dokusunun miktarı makul sınırlarda iken salgıladığı kimyasallar metabolizmaya destek oluyor ve kan şekeri yükselmelerini önlüyor (yeşil taraf). Miktar artınca yağ dokusu kızıyor ve kan şekerinin düzenlenmesini zorlaştırıyor. O nedenle şişmanlık hem tüm kötülüklerin anası hem de şeker hastalığın yardım ve yataklık sağlayıcısı… Hele göbek çevresi…

Demek ki yağ dokusu öyle sakince duran bir doku değil ve bir sürü kimyasal haberci salgılayarak metabolizmaya dahil oluyor. Fazlasından kesinlikle kaçınmamız gerekiyor ki, zaten bu herkesin malumu…

Kahverengi yağ dokusu insana ait bir savunma mekanizmasını temsil ediyor. Kritik organ ve yapıları soğuk stresinden koruyor. Bu size komik gelebilir, ancak doğumlar binlerce yıldır mağarada, tarlada, dağ başında, soğuk veya sıcak mevsim ayırt etmeksizin evlerde oluyor. Şimdiki gibi hastaneler ve cillop sezaryenler yok tabii o zamanlar. Eh analar da doğan çocuğu hemen sıcacık bir mekâna koyamıyor, yumoş ile yıkanmış alerjik olmayan kaz tüyü battaniyelere saramıyorlar.

Bebek için dünyaya gelmek b.ktan bir durumdur. Anne karnındaki rahatı bozulmuştur, artık ekmek ve su göbekten değildir. Her taraf mikrop doludur, etraf bir soğuk bir sıcak olabilir. İşte annelerin fark edemediği tehlikeli soğumalardan kahverengi yağ dokusu, damarları, damarların içinde akan kanı, kalbi, böbrekleri vs. korur ve yaşam devam eder.

İrisinden uzaklaştık, ama o bizden uzak olmasın. Bir sonraki yazıda toparlayalım…

Views All Time
Views All Time
137
Views Today
Views Today
4
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*